Tekil Mesaj gösterimi
  #27  
Alt 09-04-2007, 03:47 AM
truest truest isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Lisans Öğrencisi
 
Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 9
Teşekkür Sayısı: 3
4 Mesajda 5 Kere Teşekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 0
truest is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
İSYAN´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Öncelikle bu başlıktaki konunun evrim olmadığını belirtmek isterim.

Bir ideolojiyi,bilimsel teoriyi kabul etmek o ideoloğa veya teorisyene tapınmakla eşdeğer değildir.Böyle düşünmek mantıksal bir hatadır.

Türkiye'deki biyoloji veya tıp fakültelerine gittiğin zaman biliminsanlarının ezici bir çoğunlukla evrimi kabul ettiğini görebilirsin.Ayrıca tersine birçok bilimsel makalede evrimin olup olmadığından ziyade nasıl bir işleyişe sahip olduğunu çözmeye çalışmaktadır.

İnternette Türkçe kaynak sıkıntısı olduğundan dolayı insanlarımız da bilimsel eserlere pek rağbet etmediğinden,internetteki şarlatanların bilimdışı bilgi kirliliğinde boğulmaktadır.


Darwin'in doğal seleksiyon ve mutasyon kuramları oldukça doğrudur.Mutasyon yoluyla yararlı canlıların üreyebileceği kanıtlanmıştır.Evrimle ilgi birçok araştırma yapılıyor ve somut bilgiler bilim dünyasına sunuluyor.

Maddenin bir ömrü yoktur,madde sadece şekil değiştirebilir,enerjiye dönüşebilir fakat yok edilemez.

--------

Konudan çok uzaklaşmamak adına birkaç şey daha eklemeyi uygun görüyorum.Önceki mesajımda materyalizm,idealizm hakkında yazmıştım.

Doğanın ve insanlığın materyalist bir şekilde ilerlediğini düşünen bir insan olarak ayrıca da diyalektik materyalizmi benimsemiş olmamdan ötürü insanların tanrıları nasıl yarattığı konusunda salt "bir" açıklamayı yeterli görmüyorum.Dolayısıyla söyleceklerim elbette çok eksik ve kısıtlı olacaktır.

İnsanoğlu varoluşundan beri çevresindeki bilinmeyen olayları tanrılara atfetmiştir.Bu bilinmezliğin en başında da bulunduğu dünya gelir.Eski efsanelere(ki bu efsaneler dinlere kaynaklık etmiştir.) baktığımızda akıl mantığa sığmayan yaradılış fikirlerini görürüz.Ancak o zamanın insanına göre bunlar oldukça normaldir.Dinlerin gelişimini incelediğimizde de bir evrim sürecine tanık oluruz ve fikirlerin gittikçe akla yatkın hale getirilmeye çalışıldığını görürüz.Bilinenler arttıkça tanrı kavramında da revizyona gidilmiştir.Dinlerdeki bu evrim süreci insanoğlunun tanrı kavramında bir parmağı olduğuna dair bize önemli bir kanıt sunmaktadır.Çünkü zaman geçip,insanoğlunun üretkenliği ve bilgi dünyası geliştikçe dinlerde de göreceli bir mantıksal düzelme görürüz.İnsanların tanrıları yarattığı konusundaki en önemli noktalardan biri olarak bunu düşünüyorum.

Aslında din ve Tanrı kavramlarını birlikte düşünmek gerekir.Çünkü yaptırımı olmayan bir Tanrı'nın zaman içinde anlamsızlaşacağı kesindir.Dinlerin de(dolayısıyla Tanrı'nın da) toplumsal ihtiyaçlara paralel olarak şekil değiştirdiği de diğer bir önemli noktadır.Mesela İslam öncesi Mekke'de putlar önemli bir ticari araç olduğu zamanlarda Mekkeli egemenler bundan besleniyordu.Ancak dayanılmaz kölelik düzeni,tefeci Yahudilerin yaptığı inanılmaz vurgunları toplumsal düzeni sarsmaya başlıyordu.Tarihte bireyin rolü ortaya çıkıyor, Muhammed arkasına köleliğin düzelmesini düşleyen köleleri arkasına takıyor,tefeciliğin ortadan kalkmasını arzulayan tüccarlar ve toprak sahipleriyle birlikte yeni bir düzeni ortaya koyuyordu.İslam'ın kutsal kitabı incelendiğinde bunu açıkça görebiliriz.Kölelik şartları iyileştirilmiş ve mülk garanti altına alınmış,faiz ise yasaklanmıştır.İslam'ın cenneti incelendiğinde de ilginç şeylere tanık oluruz.Örneğin Kuran'da sürekli cennette hurma olacağına dair vurgu vardır,TV'larda izlediğimiz bir çöl ortasında serap modeli İslam'ın cennetidir.Buradan çıkaracağımız coğrafi koşullar ve toplumsal çıkarlar dinlerin (Tanrıların) oluşmasında etkili oluyor.

Sınıfsal açıdan baktığımızda çıkarların ön plana çıktığını görürüz.Tanrı insanları sömürmenin bir aracı olmıştur.Eski Mısır'da firavunların yarı-tanrı olup emrinde binlerce köle çalıştırması,ya da İslam tarihinde Muhammed'in hareketine karşı çıkan Mekke tacirlerinin binlerce putun getirdiği ekonomik güçten(Arabistan'da bu putlar kutsal sayılıyor ve hac ibadeti yapılıyordu bu ibadet aynı zamanda ticari canlanmayı da beraberinde getiriyordu.) önceden vazgeçmemesi manidardır.Fakat hareketin güçlenmesi ve bir yerden sonra çıkarlarıyla örtüşmesi yeni dini benimsemelerinde etkili olmuştur.Dinin(Tanrı'nın) bir sömürme aracı olduğunun en büyük kanıtı burjuva toplumudur.Burjuva ilk çıkışıyla muazzam bir devrimci bir sınıf olup,materyalist fikirlerle feodallere karşı çıkıyordu.Ancak iktidarı ele aldıklarında feodallerin silahını bu sefer kendi hegomonyası altındaki bir sınıfa ,proleteryaya, karşı kullanmaya başlıyorlardı.Devlet desteğiyle dini destekliyorlar,ilgili kurumlara büyük bağışlar yapıyorlardı.Bu da bize dinin egemen sınıfların elinde zamanla bir baskı aracına dönüştüğünü göstermektedir.

Dinler sınıfsal çıkarlara göre günümüzde de sürekli revize edilmektedir.Her gelen din neredeyse değişmezliği hakkında nutuklar atsa da değişime mahkum olması ve bu değişimin de insanoğlu tarafından yapılmış olması,çok tanrılı dinlerden "doğmamış,doğrulmamış" bir tanrıya dek evrim geçirmesi,dinlerin içinde de birçok benzerliğin bulunması,ayrıca bulunduğu zamanın bilgi düzeyini yansıttığı için çağlar ilerledikçe içinde gülünç bilimsel yanlışlıkların su yüzüne çıkması insanlığın bir ürünü olduğunu bize göstermektedir.
Ben anaerobik biyoteknolojistim. "Mutasyon yoluyla yararlı canlıların üreyebileceği kanıtlanmıştır." diyorsun. BU konuda bilim dünyasında kanıtlanmış bir çalışma yok. Bu konuda böyle bir ispatlanmış çalışmanın linkini veya bu çalışmayı yapanların isimlerini verebilirsen memnun olurum.
Alıntı ile Cevapla
Bu Mesajı için truest Adlı Üyemize Teşekkür Edenler