<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu - SGDF</title>
		<link>http://www.sgdf.in/</link>
		<description>Sosyalist Gençliğin Adresi Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu -  SGDF ,  http://sgdf.biz, sosyalist tartışmalar, bilimsel-teknolojik tartışmlar, Marksist Leninist Komünistler in Sitesi, Marksist Tartışmalar, Devrimci Gündem, YÖK-ÖSS</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Sat, 04 Sep 2010 05:03:24 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://www.sgdf.in/images/misc/rss.jpg</url>
			<title>Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu - SGDF</title>
			<link>http://www.sgdf.in/</link>
		</image>
		<item>
			<title>Herkes Kendine İyi Baksın</title>
			<link>http://www.sgdf.in/uyelerden-duyurular/55998-herkes-kendine-iyi-baksin.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 22:19:07 GMT</pubDate>
			<description>*Merhaba yoldaşlar ve dostlar.. 
Bu foruma 1 yıldan fazladır üyeyim ve  
ben bu forum sayesinde örgütlendim.. 
Şengül yoldaş ve ernesto...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font size="3"><font color="Black"><font face="Comic Sans MS">Merhaba yoldaşlar ve dostlar..<br />
Bu foruma 1 yıldan fazladır üyeyim ve <br />
ben bu forum sayesinde örgütlendim..<br />
Şengül yoldaş ve ernesto sayesinde..şengül yoldaş şimdi aramızda olsaydı keşke..<br />
birçok dost birçok yoldaş tanıdım bulunduğum bugüne kadar..<br />
ve mücadeleye bu yüzden bağlandım..<br />
Gün geldi tartıştıklarım oldu gün geldi küstüklerim..<br />
yoldaş deyip arkamdan vuranlarda oldu!..<br />
Ancak artık bu forumda bana yer yok...<br />
Ben yoldaşlarım tarafından arkadan iş çeviren,ilkesiz olarak adlandırılıyorsam..<br />
ve bir ajanmışçasına takip ediliyorsam..<br />
artık gitmenin zamanı gelmiştir demektir..<br />
Çünkü bu forumda çok yara aldım..hemde çok fazla...bir yoldaş bunu yapar mı dedim kendi kendime..<br />
ama yaparmış onu da öğrendim..çok ama çok kırıldım..çok yara aldım...<br />
özel hayatıma müdahale edildi..hakarete uğradım..<br />
yine de mücadeledir dedim..olur böyle şeyler dedim ama olmadı...daha fazla kaldıramıyorum..<br />
ben yoldaş deyince...'yarin yanağıdan gayrı.. ' dedim hep..<br />
ama kendimi anlatamamışım demekki..<br />
en azından reelde ki yoldaşlarım herşeyiyle anlıyor beni..reelde kimse kimseye üstünlük sağlanmaya çalışılmıyor..<br />
işte orada herşey paylaşılıyor..aşk..acı..sevinç..<br />
ama burada birbirine üstünlük sağlamaya çalışan reelde birbirini belkide tanımayan belkide tanıyan..<br />
bir dolu insan gördüm..<br />
burada yetki denilince üstünlük diye anlayanlarla bu iş yürümez..<br />
biz devlete bu yüzden karşı çıkıyoruz..<br />
Bu açıklamayı en başında yapmalıydım ancak şimdide zamanıdır...<br />
HOŞÇAKALIN,YOLDAŞLAR..<br />
HOŞÇAKALIN DOSTLAR..<br />
Kendiniz çok iyi bakın..</font></font></font></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.sgdf.in/uyelerden-duyurular/">Üyelerden Duyurular</category>
			<dc:creator><![CDATA[ßeRfÎ&#951;]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.sgdf.in/uyelerden-duyurular/55998-herkes-kendine-iyi-baksin.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ayla Dikmen : Anlamazdin mp3</title>
			<link>http://www.sgdf.in/gunun-sarkisi/55997-ayla-dikmen-anlamazdin-mp3.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 19:21:59 GMT</pubDate>
			<description>http://www.limonata.org/mp3/Bir%20Zamanlar%203%20-%202007/14%20Anlamazdin%201976%20%28Ayla%20Dikmen%29.mp3</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><iframe width="100%" height="500" src="http://www.limonata.org/mp3/Bir%20Zamanlar%203%20-%202007/14%20Anlamazdin%201976%20%28Ayla%20Dikmen%29.mp3"></iframe></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.sgdf.in/gunun-sarkisi/">Günün Şarkısı</category>
			<dc:creator>Jindaa</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.sgdf.in/gunun-sarkisi/55997-ayla-dikmen-anlamazdin-mp3.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Anayasayı Kimse Çocuklara Sormuyor !</title>
			<link>http://www.sgdf.in/edebi-elestiri-makale-denemeler/55996-anayasayi-kimse-cocuklara-sormuyor.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:50:59 GMT</pubDate>
			<description>Televizyonda her akşam anayasayı tartışıyor büyükler ama kimse bize sormuyor. 
 Ama büyüklere de sormuyorlar. 
 O zaman halkın egemenliği olmaz.  
 ...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><i><font color="darkred">Televizyonda her akşam anayasayı tartışıyor büyükler ama kimse bize sormuyor.</font></i><br />
<i><font color="darkred"> Ama büyüklere de sormuyorlar.</font></i><br />
<i><font color="darkred"> O zaman halkın egemenliği olmaz.</font></i> <br />
 <br />
<i><font color="darkred">Demokrasi halkın egemenliğidir. Herkesin istediği şekilde düşüncelerini söyleme hakkına sahiptir.</font></i><br />
 <br />
<i><font color="darkred">Çocukların da hakları vardır. Ben başbakanlık </font></i><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><i><font color="darkred"> çocuk hakları sözleşmesini okudum. Bütün çocukların eğitime erişim hakkı, özürlü çocuk hakları, sağlık hizmetlerine erişim hakkı, yaşama ve gelişme hakkı, ifade ve düşünce hakkı var diyor. Kimseye ayrım yapılmaması grekiyor, müslüman ya da hristiyan bütün çocuklar bu haklara sahiptir. Mesela eğitim çocukların hayatında büyük yer alır. Çocukların hepsi okumak ister. Eğer okuyamazsa bu hakların bazılarına sahip olamamış olur. Mesela bir özürlü çocuğa da ayrımcılık yapılmaz. Özürlü çocuklar bizim gittiğimiz okullara gidemiyor çünkü okulda biz merdivenleri rahat rahat çıkabiliyoruz ama onlar çıkamıyor. Özürlü çocuk da çocuk haklarına sahiptir.</font></i><br />
<i><font color="darkred">Eğer hiç çocuk hakları olmasaydı, eski zamanlar gibi olurdu. Mesela kız çocuklarına değer verilmezdi.</font></i><br />
<i><font color="darkred">Ama şimdi bile çocuk haklarına aslında bazıları uymuyor. Televizyonda her akşam anayasayı tartışıyor büyükler ama kimse bize sormuyor. Ama büyüklere de sormuyorlar. O zaman halkın egemenliği olmaz.</font></i> <br />
 <br />
 <br />
<font color="#0000ff">- İrem Çapkanman - </font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.sgdf.in/edebi-elestiri-makale-denemeler/">Edebi eleştiri - Makale - Denemeler</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#1108;&#8706;&#951;&#945;]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.sgdf.in/edebi-elestiri-makale-denemeler/55996-anayasayi-kimse-cocuklara-sormuyor.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Sovyet iktidarı ve kadının durumu - Lenin 1919 -</title>
			<link>http://www.sgdf.in/kadin-sorunu/55995-sovyet-iktidari-kadinin-durumu-lenin-1919-a.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:40:31 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[&#8206;''Burjuva demokrasisi özgürlük ve eşitlik üzerine kulağa hoş gelen sözler, tumturaklı sözcükler, abartmalı vaatler ve gürültülü sloganlar...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="darkred"><i>&#8206;''Burjuva demokrasisi özgürlük ve eşitlik üzerine kulağa hoş gelen sözler, tumt</i></font><font color="darkred"><i>uraklı sözcükler, abartmalı vaatler ve gürültülü sloganlar demokrasisidir; gerçekte ise bütün bunlarla kadının özgürlüksüzlüğü ve eşitsizliği, çalışanların ve sömürülenlerin özgürlüksüzlüğü ve eşitsizliği gizlenir.</i></font><br />
<i><font color="darkred">Sosyalist demokrasi yada Sovyet demokrasisi, kulağa hoş gelen, ama yalan olan sözleri bir yana atar ve demokratların, mülk sahiplerinin, kapitalistlerin ya da tahıl fazlalarını aç işçilere fahiş fiyatlarla satarak zengin olan tok köylülerin ikiyüzlülüğüne amansızca savaş açar. </font></i><br />
<i><font color="darkred">Kahrolsun bu çirkin yalan! Ezilenler ile ezenlerin, sömürülenler ile sömürenlerin &lt;&lt;eşitliği&gt;&gt; olamaz, yoktur ve olmayacaktır. Kadın için erkeğin yasal ayrıcalıkları karşısında hiçbir özgürlük olmadıkça, semayenin boyunduruğundan işçinin; kapitalistlerin, mülk sahiplerinin tüccarların boyunduruğundan çalışan köylünün hiçbir özgürlüğü olmadıkça, gerçek &lt;&lt;özgürlük&gt;&gt; olamaz, yoktur ve asla olmayacaktır.</font></i><br />
<i><font color="darkred">Bırakın yalancılar ve ikiyüzlüler, beyinsizler ve körler, burjuvazi ve yandaşları, genelde özgürlük, genelde eşitlik ve demokrasi konusundaki hoş sözleriyle halkı aldatmaya çalışsınlar.</font></i><br />
<i><font color="darkred">İşçilere ve köylülere şunu söylüyoruz: Yalancıların maskelerini indirin, körlerin gözlerini açın onlara sorun:</font></i><br />
<i><font color="darkred">- Hangi cinsin hangi cinsle eşitliği?</font></i><br />
<i><font color="darkred">- Hangi ulusun hangi ulusla eşitliği?</font></i><br />
<i><font color="darkred">- Hangi sınıfın hangi sınıfla eşitliği?</font></i><br />
<i><font color="darkred">- Hangi boyunduruktan ya da hangi sınıfın boyunduruğundan kurtuluş? Hangi sınıf için özgürlük?</font></i><br />
<i><font color="darkred">Bu soruları ortaya atmaksızın, bunları ön plana çıkarmaksızın, bunların sessizce geçiştirilmesine, gizlenmesine, örtbas edilmesine karşı savaşmaksızın politikadan ve demokrasiden, özgürlükten, eşitlikten ve sosyalizmden sözeden kimse, emekçilerin en acımasız düşmanıdır, kuzu postuna bürünmüş kurttur, işçilerin ve köylülerin en kötü düşmanıdır, mülk sahiplerinin, çarların ve kapitalistlerin uşağıdır.''</font></i><br />
 <br />
 <br />
<i><font color="darkred">(Kadın Sorunu Üzerine, Marx-Engels-Lenin-Stalin-Komintern&amp;Clara Zetkin, İnter Yayınları, Sayfa 55-56)</font></i><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
<i><font color="darkred"><img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs421.snc4/46452_128791550501696_120548634659321_152926_4305426_n.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></i></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.sgdf.in/kadin-sorunu/">Kadın Sorunu</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#1108;&#8706;&#951;&#945;]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.sgdf.in/kadin-sorunu/55995-sovyet-iktidari-kadinin-durumu-lenin-1919-a.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>National Geographic  |  İnançlar  | DVDRIP  | XVID AC3</title>
			<link>http://www.sgdf.in/belgesel/55994-national-geographic-inanclar-dvdrip-xvid-ac3.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 17:40:54 GMT</pubDate>
			<description>National Geographic | İnançlar | DVDRIP | XVID AC3 | Türkçe Dublaj-BDR  
  
  
Resim: http://i34.tinypic.com/2j4og8k.jpg  
  
Her din bir inancın...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>National Geographic | İnançlar | DVDRIP | XVID AC3 | Türkçe Dublaj-BDR <br />
 <br />
 <br />
<img src="http://i34.tinypic.com/2j4og8k.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
 <br />
Her din bir inancın üstüne temellenır. inancın kanıtlanması gerektiğinde, sınavdan geçirilir. Sınav ne kadar zorluysa, inanç da o kadar sağlamdır. National Geographic dünyayı dolaşarak en zorlu inanç sınavlarını ortaya çıkarıyor. Bunlar o kadar sert uygulamalar ki, aynı dinin diğer üyeleri hile tabu olarak görüyor. Güney Pasifik'te, inananlar Tanrılarını memnun etmek için 30 metrelik bir kuleden atlıyorlar. Kuzey Yunanistan'da, dindarlar imanlarını yanan kömürlerin üstünde yürüyerek sınıyorlar. Ve Filipinler'de sofu Hristiyanlar, Tanrı'ya verdikleri sözü yerine getirmek için kendilerini çarmıha gerdiriyorlar. Bu tabu uygulamalar yaygın bir inancı gösteriyor: Tanrılardan daha fazlasını istedikçe, karşılığında onlar da daha fazlasını istiyor.<br />
 <br />
 <br />
<img src="http://i35.tinypic.com/2w5nfyw.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
 <br />
<img src="http://i38.tinypic.com/119o6px.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
 <br />
<img src="http://i37.tinypic.com/6rinb8.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
 <br />
<img src="http://i33.tinypic.com/14j85ug.png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<img src="http://img707.imageshack.us/img707/7145/hotfilec.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<div style="margin:20px; margin-top:5px">
	<div class="smallfont" style="margin-bottom:2px">Kod:</div>
	<hr /><code style="margin:0px" dir="ltr" style="text-align:left">http://hotfile.com/dl/65297387/cbb38cf/Innclr.DVDRIP.TRDUB.XVID.AC3-BDR.part1.rar.html<br />
http://hotfile.com/dl/65297423/bdc648e/Innclr.DVDRIP.TRDUB.XVID.AC3-BDR.part2.rar.html<br />
http://hotfile.com/dl/65298042/8e140cb/Innclr.DVDRIP.TRDUB.XVID.AC3-BDR.part3.rar.html<br />
http://hotfile.com/dl/65298591/5f84b0f/Innclr.DVDRIP.TRDUB.XVID.AC3-BDR.part4.rar.html</code><hr />
</div> <br />
 <br />
 <br />
<img src="http://img149.imageshack.us/img149/9312/fileserve.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
 <br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.sgdf.in/belgesel/">Belgesel</category>
			<dc:creator>amesia</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.sgdf.in/belgesel/55994-national-geographic-inanclar-dvdrip-xvid-ac3.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Masaj Nasıl Yapılır Eğitim Seti</title>
			<link>http://www.sgdf.in/belgesel/55993-masaj-nasil-yapilir-egitim-seti.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 17:38:54 GMT</pubDate>
			<description>Masaj Nasıl Yapılır Eğitim Seti İndir 
  
  
  
  
Resim: http://pic50.picturetrail.com/VOL1639/11695505/20771670/377466291.jpg  
Resim:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Masaj Nasıl Yapılır Eğitim Seti İndir<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
<img src="http://pic50.picturetrail.com/VOL1639/11695505/20771670/377466291.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<img src="http://pic50.picturetrail.com/VOL1639/11695505/20771670/377466285.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<img src="http://pic50.picturetrail.com/VOL1639/11695505/20771670/377466286.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.sgdf.in/belgesel/">Belgesel</category>
			<dc:creator>amesia</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.sgdf.in/belgesel/55993-masaj-nasil-yapilir-egitim-seti.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>The History Channel İnsanlardan Sonra Yaşam | DvDrip | 2008</title>
			<link>http://www.sgdf.in/belgesel/55992-history-channel-insanlardan-sonra-yasam-dvdrip-2008-a.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 17:34:59 GMT</pubDate>
			<description>The History Channel İnsanlardan Sonra Yaşam / DvDrip / 2008 / Tr Dublaj                             
  
  
Resim:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Arial Black">The History Channel İnsanlardan Sonra Yaşam / DvDrip / 2008 / Tr Dublaj         </font>                   <br />
 <br />
 <br />
<img src="http://img129.imageshack.us/img129/3351/2qnno8iae3.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
 <br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
 <br />
Yapım :    2008, ABD<br />
Tür :    Belgesel<br />
Yönetmen :    David De Vries<br />
 <br />
Dünyadaki tüm insanlar bir anda yok olsa, dünyanın geleceği nasıl olurdu?<br />
Şehirler, binalar, köprüler, barajlar, terkedilmiş gökdelenler, sanayi atıkları, arabalar; kısacası insanların elinden çıkmış olan ne varsa, insansız bir dünyada yıllar sonra ne olur?<br />
Bitki örtüsü, doğal yaşam, hayvanlar ve diğer canlıları insansız bir dünyada neler bekliyor?<br />
 <br />
<img src="http://img129.imageshack.us/img129/6941/aaaazl4.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
 <br />
<font face="Arial"><font size="2"><font color="#0066cc"><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></font></font></font><br />
<font size="2"><font face="Arial"><font color="#0066cc"><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></font></font></font><br />
<font size="2"><font face="Arial"><font color="#0066cc"><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></font></font></font><br />
<font size="2"><font face="Arial"><font color="#0066cc"><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></font></font></font><br />
<font size="2"><font face="Arial"><font color="#0066cc"><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></font></font></font><br />
<font size="2"><font face="Arial"><font color="#0066cc"><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></font></font></font><br />
<font size="2"><font face="Arial"><font color="#0066cc"><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></font></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.sgdf.in/belgesel/">Belgesel</category>
			<dc:creator>amesia</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.sgdf.in/belgesel/55992-history-channel-insanlardan-sonra-yasam-dvdrip-2008-a.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkiye'ye Yönelik En Büyük Tehdit | Fethullahçı Gladyo | Ergenekon Tertibi |]]></title>
			<link>http://www.sgdf.in/belgesel/55991-turkiyeye-yonelik-en-buyuk-tehdit-fethullahci-gladyo-ergenekon-tertibi.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 17:33:47 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[[quote=alpbilgekagan;1329864] 
Resim: http://i40.tinypic.com/346ayow.jpg  
Resim: http://i47.tinypic.com/29fe2yc.jpg]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>[quote=alpbilgekagan;1329864]<br />
<div align="center"><img src="http://i40.tinypic.com/346ayow.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<img src="http://i47.tinypic.com/29fe2yc.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div> <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">&#8220;Ergenekon&#8221; davası ile birlikte Gülen cemaati ve ist kesim arasındaki tarihsel mücadele farklı bir boyut kazandı. Aslında bu süreçte iki temel dinamiğe dikkat etmek gerekiyor.Birincisi, izm&#8217;in 1990 sonrasında, önceki dönemlerin tersine topluma yönelik yapılanmaya doğru gitmesi, yani devletten kopmasa bile özerkleşme sürecine girmesidir. ist kesim, ulusalcı duruşunu bir taraftan korurken, diğer taraftan da  sembolü üzerinde serbest piyasada Cumhuriyetin kuruluş günlerine öykünmesi, Post-ist sürecin dinamiklerini ortaya çıkardı. Aynı süreçte çeşitli sivil toplum örgütleri de eğitim alanında yaygınlık göstermeye başladı.</font></b><br />
<b><font color="darkred">İkincisi ise, İslami kesimde özel olarak Gülen cemaatinin eş zamanlı süreçte Post-İslam&#8217;ın temel dinamiklerinden biri haline gelmeye başlamasıydı. Post-İslam&#8217;a anlamını veren esas yönü ise, cemaatin son zamanlarda, özellikle de kendisini sivil toplum hareketi şeklinde sunma çabası ile kendine has etik değerleri (ekonomik ve sosyal alanda) post-modernleşmenin sunduğu imkanlarla yoğurarak neo-dinsel kolektif kimlik inşasında aramak gerekir.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">YEŞİL KUŞAK PROJESİ VE CEMAAT</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Öncelikle cemaatin yükselmesinde etkili olan nesnel faktörleri görmekte fayda var. Bunlardan birincisi ABD&#8217;nin Sovyetler Birliği zamanında Orta Asya&#8217;ya kadar uzanan ve komünizme karşı İslam&#8217;ı alternatif gösteren Yeşil Kuşak Projesi&#8217;dir. Bunun Türkiye&#8217;deki ayağı, 12 Eylül&#8217;den sonra dini toplumun her alanına yayan bir devlet politikası oldu.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Diğer İslami hareketler gibi Gülen cemaati de bundan oldukça nasiplendi ve Nakşibendilikten, Said-i Nursi ve Mevlana gibi çeşitli öğretileri sentezleyip siyasal görünümünü ikinci plana iten esasında insani değerler ve rasyonelleşme üzerinden örgütlenen bir ağ oluşturmaya başladı.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Neo-liberal politikaların sosyal devlet anlayışı törpüleyen yönleri, kırdan kente göç eden kitleleri devlet odaklı formel dayanışma mekanizmalarından mahrum bıraktı ve cemaat gibi aktif dayanışmayı sağlayan mekanizmaların egemenliğine terk etti.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Yeni kapitalist dünyadaki temel eşitsizliklerin derinleşmesinin tersine sosyal devlet anlayışının gerilemesi ve bunun sonucunda Türkiye&#8217;de ortaya çıkan boşluğu en iyi şekilde cemaat doldurmaya çalıştı.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Cemaatin bugün devlet içinde örgütlenmesinin gereğini ise onun içsel özelliğinde aramak gerekir. Elisabeth Özdalga, İslamcılığın Türkiye Seyri (İletişim,2006) adlı eserinde, modernleşme sürecinde, genişleyen bürokrasi ve diğer faktörlerin de etkisi ile dinin heterodoksi (sufilik, şeyhlik vb gibi daha yakın ve duygusal bağlar) yapıdan Ortodoks görüşlerin hâkim olduğu bir anlayışa doğru kaydığı yönünde haklı bir yorumda bulunur. Böylece şehirde ekonomi-politik açıdan din çeşitli sosyal sınıfların ve statü gruplarının etkisi ile daha kararlı bir hal almış olmaktadır.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Bu süreçte birinci rolü devlet uygulamaya çalışmış olsa da cemaatlerin etkisi de önemli ölçüde sürmüştür ve hatta artmıştır.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">&#8220;EYLEMCİ DİNDARLIK&#8221;</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Nur Vergin&#8217;in Ereğli&#8217;de yaptığı araştırmada (1973) sanayi tesislerinin kurulması ile birlikte sosyal değişimde köylülerin gelenekselci yönleri ile modern davranışları bir araya getiren Nakşibendi tarikatına katılmaları ile sonuçlandığını görüyoruz. Yine Işık ve Pınarcıoğlu&#8217;nun Sultanbeyli&#8217;nin kuruluş sürecini betimledikleri Nöbetleşe Yoksulluk (2002) adlı çalışmalarında da, gecekondulaşma süreçlerinde etkili olan patronaj ilişkilerde kim öncülük etmişse onun ideolojik-dinsel egemenliğinin hüküm sürdüğü ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla devlet, sosyal devlet olma sorumluluğunu nasıl cemaatlere bırakmışsa, kentleşme sürecini de piyasaya bıraktığı için benzer sosyal yapılaşmanın farklı alanlarda tezahür etmesine de neden olmuştur.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Özdalga, aynı eserinde cemaati farklı kılan üç yönüne dikkati çeker.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Bunlardan birincisi, eğitimin örgütlenmesidir.</font></b><br />
<b><font color="darkred">İkincisi Max Weber&#8217;in &#8220;siyasi örgütlenmeden kurtuluş&#8221; olarak adlandırdığı cemaatçi dinin etkileri ile ilgilidir.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Üçüncüsü ise Türkiye toplumunun demokratikleştirilmesi ile orantılı olarak şiddet karşıtı ve çileciliğe dayalı bir ideoloji geliştirmiş olmasıdır. Bundan dolayı da Protestanlık gibi İslam&#8217;ın misyonerliğini kendine görev bilmektedir.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Özdalga&#8217;nın &#8220;eylemci dindarlık&#8221; olarak tanımladığı Gülen&#8217;in ise &#8220;aksiyon insanı&#8221; dediği, siyasi olmayan, kişinin gündelik ve mesleki hayatında en iyisini başarmakla görevlendiren, sürekli iş halinde olmasını savunan ve bunu da hizmet ve hayırseverlik duygusunun motivasyonu ile sağlayan ama aynı zamanda kontrol edilen eylemsellik bu misyonerliğin itici gücü niteliğindedir.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">AKSİYON NEDİR, ZAMAN NEDİR</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Cemaatin nasıl bir kolektif bilince sahip olduğunu kendi yayın organlarının sembolik anlamında dahi yakalanabilir.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Her biri bir &#8220;puzzle&#8221;ın parçaları gibi işlev görürken bir araya getirildiklerinde ise kolektif bilinç ve kimliğin bütününü yansıtırlar.</font></b><br />
<b><font color="darkred">&#8220;Aksiyon&#8221; isminin gerekçesini zaten yukarıdaki ifadelerden çıkarılabilir.</font></b><br />
<b><font color="darkred">&#8220;Zaman&#8221; ise, toplumda çok yaygın olarak bilinen ve olumlu anlamlar yüklenilen ata sözleri düşünüldüğünde ve cemaatin &#8220;eylem insanı&#8221;nın sebatkar, kararlı tutumunun zamanla mükafatlandırmayı da içeren anlamı dikkate alındığında arka plandaki imge anlaşılacaktır.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Cemaatin &#8220;aksiyon insanı&#8221;nın eğitimden ticarete, siyasetten sosyal alanın her boyutuna kadar bir &#8220;Sızıntı&#8221;yı bu minval içinde taşıyor oluşu da bütünün başka bir parçasıdır.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">DÖRT YANDA MÜCADELE</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">İlk dönemlerde istlerle olan mücadele, siyasi alandan çok kültürel ve kamusal alanla ilgiliydi. Günümüzde ise siyasi, kültürel, kamusal ve ekonomik alanlarda da çetin mücadelenin yaşandığı görülüyor. Kendi felsefesine uygun olarak açık siyaset yapmak yerine toplumda oluşturduğu ağ ilişkileri ile gücünü kullanmaya çalışan cemaat, kamusal alanın şekillendirilmesinde sessiz ama önemli bir güç olarak varlığını hissettiriyor.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Yetiştirmiş olduğu kadroların bürokraside yükselmesi, Emniyet gibi kritik yerlerde yaygınlık kazanması, AKP&#8217;nin hükümetten iktidara doğru kaymasına paralel olarak, cemaatin de devletleşme yönelimi içinde olduğunu gösteriyor.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Bu açıdan derin devletin de bir değişim sancısı çektiği biliniyor. Örnek olarak, toplumsal eylemlerde sarkık bıyıklı polisler yerini badem bıyıklı polislerin alması verilebilir!!</font></b><br />
<b><font color="darkred">Tüm insanlığı kuşatan evrensel sevgi, dindarlık, alçakgönüllülük, özeleştiri, siyasi olmayan toplumsal eylemcilik ve profesyonellik (eğitim) gibi ortak değerlerin aktörü olarak gören cemaat yandaşları aslında insani değerlerin insani bir sorumlulukla değil, cemaat sayesinde farkına varılan bir tutum olduğu izlenimi ortaya çıkarmaktadırlar ki o derece cemaatle bu değerler özdeşleştirilmektedir.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Dolayısıyla bu ortak değerler cemaatin amaçları doğrultusunda amaç olarak değil, araç olarak kullanılmaktadır. Toplumun cemaatin eğitim kurumlarını kaliteli, cemaati de bu açıdan hoşgörülü bulma yönündeki yanılgısının altında ise ortak değerlerin amaç olarak görülmesi yatmaktadır.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Cemaat böylelikle her kutuplaşma ve çatışmanın çözümü olacak toplumsal barışın kendi egemenliği altında gerçekleşebileceği düşüncesini beslemektedir.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">LAİKLİK YANILGISI</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Üzerinde durulması gereken önemli bir nokta da Gülen okullarının laikleşme eğilimi gösterdiği yolundaki yanılgıdır. Oysa laiklik eğitimin veriliş şekli ile değil, yetiştirmiş olduğu bireylerin toplumdaki davranışları ile ilgilidir.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Laik eğitimin verilmesi formel eğitim dışında laik davranıldığı sonucunu çıkarmaz. Asıl önemli taraf, sosyalleşme sürecinin nasıl şekillendirildiğidir.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Laik birey, hiçbir güce bağlı kalmadan bağımsız düşünebilme ve davranabilme yetisine sahiptir. İnsani değerleri cemaat sayesinde kazanan bireyin ne derece laik ve özgür olduğu tartışmaya açıktır.</font></b><br />
<b><font color="darkred">Bu noktada cemaatin hümanist açıdan yorumu da yanlış ve eksik bir yorumdur.</font></b></div> <br />
 <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Fethullahçı Gladyonun abartıldığını düşünen, Fethullahçı Gladyo hakkında soru işareti olan, var olan bilgisini tazelemek isteyen ya da sadece kulaktan doğma bilgilere sahip olup bu örgütlenmenin ciddiye alınmaması gerektiğini düşünen, fethullahçı örgütlenmenin doğru bir islami örgütlenme olduğu düşünen, ya da Fethullahçı Gladyo ile nasıl mücadele edileceği konusunda ümitsiz olan ve imkansız olduğunu düşünen ya da fethullahçı örgütlenme içinde olan arkadaşlar; aşağıdaki uzun yazı fikirlerinizin netleşmesini ve mücadelenizin yönünün kesinleşmesini sağlıyacaktır, okunması ve okutulmasını öneriyorum.</font></b></div> <br />
 <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">ŞAKİRT ANLATIYOR</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Ben bir 'ortaokul şakirt'iyim yani en kıdemli Fethullah talebelerinden biriyim. Aşağıda anlattıklarımı bizzat yaşadım. Sizinle paylaşmak için yine kendim yazdım.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">1990'lar ;</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Orta birinci sınıftaydım ve Cuma namazlarına düzenli olarak giderdim. Beni aynı semtte bulunan okulumdan ve gittiğim camiden takip ederek fişleyen ve bir gün okul bahçesinde top oynamak bahanesiyle yanıma gelen o kişi ilk 'ağabeyim' idi. Daha sonra bana ve okuldan seçtikleri fen, matematik ve Türkçe derslerinin toplam notu 21(10'luk sisteme göre) olan arkadaşıma cami kütüphanesinde ders vermek bahanesiyle yakınlık gösterdiler. Yakınlık daha bir samimiyete dönüşünce evlerine davet ettiler. Dersler evde devam etti. Bu arada bizimle oyunlar oynuyor ve bol bol sohbet ediyorlardı. Baştan futbol içerikli bu sohbetler yavaş yavaş dini mevzulara geldi. Allah'ı tanımak, namaz kılmak derken 'Öğretmenin Not Defteri' gibi kitapları okumamızı istiyorlardı. Buna 'Sızıntı' okumaları ve adını henüz bilmediğimiz o hoc anın banttaki ses kaydını toplu olarak dinlemelerimiz eşlik etti. Bize yeterince itimat kazandıklarında o sesin 'Hocaefendi' ye ait olduğunu ve kendisinin çok 'mübarek' bir insan olduğunu anlattılar.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Artık 'işi' biliyorduk ve bize adam lazımdı. Okuldaki arkadaşlarımızı nasıl 'kafalayarak' ağabeylerin huzuruna getireceğimizi öğrenmiştik. Yıllar orta üçüncü sınıfa getirdiğinde bizi artık sınavlara hazırlanma vakti de gelmişti. Bu tarihlerde Kuleli Askeri Lisesi'ne girmenin ne kadar önemli ve saygın bir iş olduğu sürekli telkin ediliyordu bize. Derken tanıdığımız birkaç arkadaşımız orayı kazandı. Biz ise devlet lisesine devam ettiğimizde okuldan arkadaş 'kafalamak' en büyük hedefimiz haline gelmişti. Okulumuzun hemen yanında bulunan 'nur evi' ne ders çalışma bahanesiyle getirdiğimiz arkadaşlarımıza yemekler veriyor onları mümkün olduğunca bu evlerde tutmaya çalışıyorduk. Bu kişilerle okulda ve başka yerlerde de 'ilgileniyor' yörüngemizden uzaklaştırmamaya çalışıyorduk. Bunların durumlarını her hafta düzenlenen 'istişare' toplantılarında ağabeylerimize anlatıyorduk. Onlar da bize ne yapmamız gerektiğini, hangi yolları adım adım takip etmemiz gerektiğini, yapmamız gereken jestlere ve takınmamız gereken mimiklere kadar anlatıyordu.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Yılsonlarında gelen 'Sızıntı koçanları' nı bitirmemiz ve onlarca, hatta yüzlerce kişiyi Sızıntı'ya abone etmemiz her birimizden bekleniyordu. Biz ise kimisinin parasını kendi cebimizden vererek bu en kutsal yolda birbirimizle kıyasıya yarışıyorduk. Zaman aboneliği de yine bu şekilde cereyan ediyordu. Haftada okumamız gereken Kuran miktarı, Risale-i Nur ve Hocaefendi Kitapları(Pırlanta Serisi) miktarı belliydi. Bunlara ek olarak o zamanki adı 'Tuna Kırtasiye' olan 'NT Mağazaları'nda kaçak olarak çoğaltılan ve ağabeyimizin adını kullanarak arka bölümden aldığımız 'Hocaefendi Vaaz Kasetleri'nden de ağabeyimizin seçtikleri doğrultusunda dinlememiz isteniyordu. Bunların hepsinin ortak adı 'keyfiyet' idi. Bunu bi r çetele halinde ağabeyimize her haftaki 'istişare' de sunmamız isteniyordu.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Hiç müzik dinlemezdik, kola içmezdik ve hep kumaş pantolon giyerdik. Kız arkadaşımız asla olmazdı, okulda yüzlerine bile bakmazdık. Sokakta hep yere bakarak ve hızlı hızlı yürürdük. Ağabeyimizin dedikleri ana-babamızdan önemliydi. Mehmet Kafkas'ın 'Geçmişi Bilmek' ve 'Milli Mücadelede Öncüler' adlı kitaplarını okuyorduk.  masondu, deccaldı.  'di,  Ağa idi.  baş eğlencemizdi. Okuldaki hocaların bazısı 'duruma uyanmıştı', biz 'tedbir dairesini' genişleterek okuldan çıkınca arka sokaktan dolaşarak nur evine gidiyorduk, içeri birer ikişer giriyorduk ve asla toplu çıkmıyorduk. Bize göre iki çeşit adam vardı; 'müspet ve solcu'. Solcunun bir adı da 'kom' du. Kom, 'komünist'in kısaltılmışıydı. Ve okuldaki bazı hocalar komdu. Özelikle de felsefeci.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Üniversite hazırlık dershanesi olan FEM'e lise ikinci sınıfta da kayıt yaptırdık. Amaç hem iyi bir üniversite hem d e 'hizmet' para kazansın idi. Ortaokuldan beri ailelerimizi alıştırdığımız 'ağabeylerle ders çalışma' için onlarda kalmaya gitme faaliyetlerimize ayrı bir önem vermeye başlamıştık. Bu kalma dönemlerine biz 'kamp' diyorduk. Kamplarda ders çalışılır ve uzun vadeli projelerimizi ağabeylerimize anlatarak onların direktifleri doğrultusunda yaşamımızı planlardık. Ailelerimizle ağabeylerimizi ne zaman ve nasıl tanıştıracağımızı ve her iki tarafın ne yapması gerektiğine varıncaya kadar her şey planlanırdı. Öyle ki tüm bu insanlara bir üstündeki 'not' verirdi.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Evlerin bir imamı vardı, yani evden sorumlu olan kişi. İki ya da üç ev bir semte ve semt imamına bağlıydı. Semtler bölgelere, bölgeler büyük bölgelere, büyük bölgeler ilçelere, ilçeler şehirlere, şehirler ülkeye, ülkeler kıtalara, kıtalar da en sonunda Hocaefendi'ye bağlıydı. Hatta öyle ki O Muhterem Zat'a Dünya yetmez ve evrende başkaları da varsa oraları da 'hizmet'e katmak için ne gerekiyorsa yapılmalı idi. Bu insanl arın hepsi birbirini denetler, not verir ve bir üstündekine durumu iletirdi. Yani şıkır şıkır işleyen koskoca bir sistem vardı.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Lise sonda FEM'in yurdunda kalmaya başlamıştık. Çekebildiğimiz kadar arkadaşı FEM'e kayıt ettirmiştik nasıl olsa sonra 'ilgileniriz' diye. Yurtta, odadaki durumdan pek haberi olmayan diğer kişileri de namaz kılma, çay içme ve türlü türlü bahanelerle yanımıza çekmeyi başarıyorduk. Yani ağabeylerle danışıklı dövüş şeklinde 'adam kafalama' tüm hızıyla devam ediyordu. Her birimizin 'ilgilendiği' arkadaşlar da zamanla 'şakirt' olma yolunda ilerliyordu. Ağabeylerimizin düzenlediği maçlar, mangal partileri, çiğköfte partilerine artık not ortalamasına falan da bakmaksızın İslami görüşe yakın ailelerden çocukları seçerek getiriyorduk. Kola serbest oldu, kot pantolon giydik.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">28 Şubat sürecinde Hocaefendi'nin video ve ses kasetlerini, kitaplarını evlerden alarak kendi evlerimizde sakladık ve ev lere  ile ilgili kitaplar doldurduk. Evlerin çoğu yer değiştirdi. Bazı ağabeylerimiz 'tedbir' gereği takma isim kullanmaya başladı. Cep telefonlarının pilini istişarelerde söktük. Telefonda 'Hocaefendi, hizmet, sohbet' gibi kelimeleri kullanmayı yasakladık. Bunların yerine 'maç yapmak, çay içmek, çorba içmek' gibi önceden kodladığımız filleri kullanmaya başladık. Aslında yapılan her şey 'istişare' adı altında yukardan gelen emirlerin bize verildiği toplantılarda kararlaştırılıyordu. Yani 'istişare' yoktu, belki teferruatta vardı, ama her şey bir emir zinciri vasıtasıyla bizim önümüze konuyordu.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">2000'ler ;</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Üniversiteye girince artık biz de 'ağabey' olmuştuk. Evlerde kalmaya ve sistemi bizzat kendimiz daha büyük sorumluluk üstlenerek yürütmeye başlamıştık. Talebelerimiz vardı, onlarla ilgileniyorduk. Aksiyon okuyorduk, artık bandrollü ve sakıncalı yerlerinden temizlenmiş Hocaefendi kasetlerini koli koli alarak herkese ama herkese dağıtıyord uk. Hocaefendi hakkında yine 'hizmet'in başka yayın evlerinden çıkmış kitapları 'mütevelli olmuş esnaf ağabeylerimizin' katkılarıyla kolilerce alıp dağıtıyorduk. Kitaplar binlerce satıyordu. Ramazanda zekât, kurban bayramlarında deri topluyorduk, kurbanlık parası topluyorduk. Amerika'dan, Hocaefendi'nin yanından gelen ağabey gelmişti bir seferinde. O anlatıyordu biz ağlıyorduk. Ardından adam başına toplayacağı büyükbaş kurbanlıkların sözünü almaya ve kayıt ettirmeye başlamıştı. Her birimizden 60-70 belki de 100-120 büyükbaş kurban parası getirmemizi istiyor ve pazarlık bu rakamlardan açılıyordu.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Bazı tanıdıklarımızın yaptığı hiçbir iş yoktu. Evde de kalmazdı. Sonradan bu kişilerin görevinin 'çok özel' olduğunu öğrendik. Bunlar Türk Silahlı Kuvvetleri'ne girmek üzere olan öğrencilerle askeri okuldayken 'ilgileniyorlar' idi. Hocaefendi'nin 'en önemli on gör evden biri' saydığı bu iş için seçilmiş insanlardı.Hepimizin en nefret ettiği yer Ordu idi. Bir toplantımızda bir ağabeyimizin Ordu, Danıştay ve diğer 'solcu' kurumlar için yaptığı tanımlama ilginçti. Ağabeyimiz bu gibi kurumlar için 'artık fitne kurumlaşarak üzerimize geliyor, biz de bir an önce kurumlaşarak karşı koymalıyız' diyordu. Gazetemizi sürekli okumamız gerektiği de bir diğer telkin idi. Özkök Paşa'nın Genelkurmay Başkanı olacağı günleri ip ile çekiyorduk.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Aksiyon Dergisi'nin bir sayısında 'Ergenekon' diye bir grup kapak yapılmıştı. Bu sayıdan çok sayıda fotokopi çekerek hepimizden okumamız istenmişti. Yazıda, devlet içinde gizli bir birimin oluşturulduğu ve bu birimin amacının Arjantin benzeri sosyal patlamaların önüne geçmek, devlete zarar verebilecek oluşumlara müdahale etmek olduğu yazılıydı. Ağabeylerimiz bunun bize de müdahale edeceğini söylediler. Bu benim için bir dönüm noktasıydı.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Biz bu devletin bekasına, milletin dertlerine derman olmaya çalışmıyor muyduk? Bizi solcular engellemiyor muydu? Bizim mücadelemiz iman kurtarmak değil miydi? Bize ne toplumsal patlamaların önüne geçmek ve devleti korumak için kurulmuş bir gizli teşkilattan? Devlet hepimizin devleti değil miydi, neden korumasınlar ki? Hem bize ne diye düşman olsunlar ki?</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Uyanışım;</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Artık her şey saçma geliyordu bana. Biz bir emir kuluyduk ve ne denirse yapıyorduk. Çünkü toplu olarak cennete girecektik. Sorgulama yoktu, körü körüne bağlanma ve emri ne kadar çabuk yerine getirdiğine bağlı olarak sahte bir samimiyet vardı. Ama bu sahtelik genellikle bize emir verenler ve onların üstünden başlıyordu. Tabanı samimi ve bir o kadar da cahil (beyni etkisizleştirilmiş anlamında) insanlar oluşturuyordu. Bu insanlar dürüst, çalışkan ve edepli insanlardı. Ama uyuyorlardı. Üstelik biz uyutmuştuk yıllarca çocuklarını, kendilerini, karılarını, tüm yakınlarını.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Sırf 'solcularla' inatlaşma uğruna yaptığımız birçok saçma iş vardı. Bunlara en iyi örnek Yeni Yüzyıl gazetesinde Hocaefendi'nin röportajının çıktığı zamandı. Bu gazeteyi sırf solcular 'Hocalarının röportajına bile sahip çıkmıyorlar' demesinler diye balya balya aldık ve Zaman gazetesinin depolarında çürümeye bıraktık, sonra da imha ettik. Bazı yerlerde Zaman gazetesinin içine koyarak dağıtıldığını duyduk. Gazete hiçbir yerde bulunmaz olmuştu. Üç günlük röportajı on beş güne yayarak ve tirajını da ona katlayarak gazete büyük kar etti sayemizde. Bir sefer de Süleyman Demirel'in Fatih Üniversitesi' nin açılışında 'burayı doldurabilir misiniz' demesi üzerine iş-güç, okul-sınav demeden koştuk ve doldurduk orayı. Hocaefendi istiyor diye daha yeni okuduğumuz kitapları bir kere daha okuduk. Hocaefendi çağırıyor diye pılımızı, pırtımızı topladık Amerika'da yaşamaya gittik bazılarımız. Buna da 'hicret' deniyordu. Bir keresinde, bir arkadaşıma giden biri hakkında ne zaman döneceğini sorunca bana güldü ve dedi ki 'hicret bu, dönmek olur mu'. Benim bildiğ im hicret sayfası dinen kapanmıştır. Hele Türkiye gibi ibadetlerinizi rahatça yapabildiğiniz bir ülkede.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Merakım şu: Türkiye'de halkın %99'u Müslüman. Amerika ise kendi deyimiyle Müslümanlara karşı bir haçlı savaşı başlatmış durumda. Nasıl oluyor da burada rahat olunamıyor lakin orada istediğimizi yapmamıza izin veriliyor? ABD her yere ajanlar sokarken, iki kişi bile kendi karşısında ciddi bir şeyler yapmaya kalktığında haberi olurken bu nasıl denli büyük bir oluşuma müsaade ediyor? Üstelik bu oluşumun biricik görevi insanları Müslüman yapmak iken. ABD'nin yoksa insanları Müslüman yapmak gibi bir gizli amacı mı var? Yoksa Hocaefendi ABD'nin de mi üzerinde büyük bir güce sahip ki bizimle uğraşamıyor? Garip işler bunlar. Bizden ABD'ye hicret etmemizi Fatih Koleji'ndeki bir barkovizyon gösterisi sonrası Hocaefendi'nin yanından gelen bir ağabey istemişti. Ben de düşünmüştüm; bu resmen bir beyin göçü ve sermaye göçü... O zamanlar Hocaefendi için evden bile dışarı çıkmıyor denmişti. Ağabeylerimiz diyormuş ki 'hocam zaten çok hastasın, bari bir çık bahçede dolaş' ama Hocamız hiç çıkmıyormuş. Aynı yıllarda (BİLMEMNE)adlı internet sitesinde Hocaefendi'nin boy boy dışarıda çekilmiş resmi yayınlanıyormuş da haberimiz yokmuş. Biz Hocamız'a üzülüp dua etmekle vaktimizi geçiriyorduk. Bir de tabi gelen emirleri eksiksiz yapmakla.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Hocaefendi'nin Latif Erdoğan'a yazdırdığı 'Küçük Dünyam' adlı kitabından en az bir kere yazılı sınav olmamış şakirt tanımıyorum ben. Anlamadığım bir nokta da bu işte. Yani sen ta Amerikalardan 'diğergamlık' üzerine, 'hizmette önde mükâfatta geri durma' üzerine göğüslerimize salvolar savur, sonra da çıkıp kendini anlatan kitaptan bizi belki beş belki on kere imtihan et. 'İmtihan Dünyası' bu olmasa gerek. Halen 'hizmette' aktif olan ve son d erece de teslimiyetçi bir arkadaşım bir seferinde şunları söylemişti, ben de yanlışı o zaman fark etmiştim: 'ne bu Hocaefendi, Hocaefendi ya... Allah var, Peygamber var ya'</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Hocaefendi, Hocaefendi, Hocaefendi.. . 'Hocaefendi ne diyor bu konuda, Hocaefendi'nin çok mühim tespitleri var bu konuda, Hocaefendi bugün ne diyor, Hocaefendi'nin dediklerini artık (BİLMEMNE)sitesinden günü gününe takip edebileceğiz arkadaşlar, Hocaefendi çok ciddi uyarıyor, Hocaefendi çok mübarek, Hocaefendi bizzat ilgilenmiş, Hocaefendi adını bizzat kendi koymuş, Hocaefendi derhal yapılsın istemiş, Hocaefendi, arkadaşlar dikkatli olsun demiş, Hocaefendi, arkadaşlar artık evlensin demiş, Hocaefendi, çocuk yapın demiş, Hocaefendi, İŞHAD'ı güçlendirin demiş, Hocaefendi, gazete tirajının bu haliyle karşıma çıkmayın demi ş, Hocaefendi başı açık 'ablalar' la da evlenilsin istemiş, Hocaefendi, bir dua etmiş maçın ikinci yarısı Galatasaray iki gol atarak Real Madrid'i devirmiş, Hocaefendi, Allah depremde İkitelli Medyası'nı 'çiftetelli' gibi sallardı ama içlerinde mübarek gazeteler de var demiş, Hocaefendi üzülmüş, Hocaefendi çok kederlenmiş, Hocaefendi hastalanmış, Hocaefendi, Asya Finans Kredi Kartı alın demiş; Ulusal Televizyon ihalesi yapılacağı gün Asya Finans'ın kasasında o kadar para yokmuş, para lazımmış, Hocaefendi şunu demiş, Hocaefendi bunu demiş...' Bu konuşma tarzına sıradan bir 'ışık evi'nde her gün rastlayabilirsiniz.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Nurettin Veren'e gelince; 'o ne pis bir adam öyle, tipi kayık, pis bir çıkarcı o, yalancı herifin teki' gibi yakıştırmalar yapıyorlar. Ve size şu kadarını söyleyeyim, bu insanları asla şartlandırıldıkları haricince bir şeye inandıramazsını z. Belki size abartı gelir ama ben biliyorum ki Hocaefendi bugün atlayın ve ölün dese sayıları binlere varabilecek kadar ı bu emri de hiç çekinmeden yerine getirir. Nurettin Bey bu konuda ne söylese azdır. Hiçbir şey bu gerçek kadar sıra dışı değildir, yine bu gerçeğin tasvirleri bile.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Sonuç ;</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Aklı başında herkesin de anlayabileceğ i gibi bu bir karşı devrim örgütlenmesidir. Devlet içinde koskoca bir devlettir. ABD ve AB çıkarlarına koşulsuz hizmet etmektedirler. Ayrıca birçok yerde yazıldığı gibi dergileri, radyoları, televizyonları , üniversiteleri, vakıfları, ışık evleri vs. her şeyleri vardır. Öyle ki savcıları, kaymakamları, valileri, emniyet müdürleri, öğretmenleri, doktorları, istihbaratçıları (ki bu konuya doymak bilmeyen bir iştahla yanaşmaktadırlar) ,askerleri, milletvekilleri, bakanları vardır. Hemen hemen her büyük partinin de desteği ile bu noktalara gelinmiştir. Bence yegâne çözüm bu örgütün tüm malvarlığına el konmasından geçer. Ama sorun şu ki; kim koyacak?</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Diğer insanlardan tüm bu olan bit en son derece profesyonelce saklanmaktadı r. Hatta çıkan yalan haberler bile buna en güzel şekilde hizmet etmektedir. Yok, Fethullah komandoları varmış; yok, kendilerini patlatacaklarmış , yok, hücre evleri varmış; tabancalar, tüfekler, bombalar varmış... Bu atmosfer onlara en çok yarayan ortamı oluşturuyor ve kendilerinin  olmadığını 'muhabbet fedai'leri olduğunu insanlara yaymalarına yarıyor.</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Bu kişilerin ne yapmaya çalıştıkları çok iyi bilinmeli ve o kanaldan mücadele verilmelidir. Örgüt deşifre edildiğinde, ABD yerine başkasını bulmak için faaliyete geçecektir ve bu zannımca on yıl on beş yıl kadar bir zamanı alacaktır. Bu bir bölünme süreci olarak da yansıyabilir Fethullahçılara. Çünkü kurulu mekanizma en güzel şekilde işletilmektedir. Bir daha böyle bir mekanizmayı kurmak çok çaba gerektirir. Bölüp bir kısmını yine ABD emriyle kamuoyunda kötülemek diğer kısmıyla yola devam etmek ile de bu mücadeleyi verebilirler. Her ne yapılacak ise bu darbeden hemen s onra yapılmalıdır. Yani bir daha güçlenmesine fırsat verilmeden 'meydana getirdiği boşluk' doldurulmalıdı r. Ama dediğim gibi ilk iş; oyunu açığa çıkarmak ve 'Ağababası' olan ABD'nin işlerliğini yitiren bu beşinci kolunu gözden çıkarmasını beklemek olacaktır...</font></b></div> <br />
 <br />
 <br />
 <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Tek Linkler:</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></b></div> <br />
<div align="center"><b><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></b></div> <br />
<div align="center"><b><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></b></div> <br />
<div align="center"><b><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></b></div> <br />
<div align="center"><b><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></b></div> <br />
 <br />
 <br />
<div align="center"><b><font color="darkred">Rapidshare Linkleri:</font></b></div> <br />
<div align="center"><b><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></b><br />
<b><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></b><br />
<b><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></b><br />
<b><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></b><br />
<b><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></b><br />
<b><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></b><br />
<b><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></b><br />
<b><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></b></div></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.sgdf.in/belgesel/">Belgesel</category>
			<dc:creator>amesia</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.sgdf.in/belgesel/55991-turkiyeye-yonelik-en-buyuk-tehdit-fethullahci-gladyo-ergenekon-tertibi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Fahrenheit 9/11 | 2004 |   | DvdRip</title>
			<link>http://www.sgdf.in/belgesel/55990-fahrenheit-9-11-2004-dvdrip.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 17:31:33 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://i28.tinypic.com/1pb3q1.jpg  
 
  
http://www.imdb.com/title/tt0361596/ 
  
Resim: http://i25.tinypic.com/axnria.jpg  
  
Michael...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><img src="http://i28.tinypic.com/1pb3q1.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div><br />
 <br />
<div align="center"><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></div> <br />
<div align="center"><img src="http://i25.tinypic.com/axnria.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div> <br />
<div align="center">Michael Moore'un Altın Palmiye ödüllü belgeseli, Amerikan Başkanı George W. Bush'u ve Irak politikalarını sert biçimde eleştiriyor. Cannes'da ayrıca Uluslararası Film Eleştirmenleri (FIPRESCI) ödülünü de kazanan film 'baba' Bush'un icraatlarını 'komplo mantığıyla' sorgulayor. Irak Savaşı'nın perde arkasını irdeleyen belgesel, Bush ailesiyle El Kaide terör örgütü lideri Usame bin Ladin arasındaki gizli ilişkiler deşifre edilmeye çalışılıyor. Bush yönetimini yerden yere vuran belgesel, bu nedenle ABD'de gösterime girememiş ve ilk kez Cannes Film Festivali'nde izleyiciyle buluşmuştu. Amerika'nın 11 Eylül sonrası politikasını sertçe eleştiren bu filmiyle Altın Palmiye kazandıktan sonra &quot;Bu ödülle filmin Amerikan halkının da izleyebilmesi için bir şans verdiniz, nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Ödülü Kızıma, Amerikalı ve Iraklı, tüm dünya çocuklarına adıyorum&quot; diyen Moore'un filmi sonunda tüm engellemelere karşın Temmuz ayında ABD sinemalarında gösterime girdi ve büyük gişe başarısı kazandı.</div> <br />
 <br />
<div align="center"><b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></div></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.sgdf.in/belgesel/">Belgesel</category>
			<dc:creator>amesia</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.sgdf.in/belgesel/55990-fahrenheit-9-11-2004-dvdrip.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Fındıklı halkına boykot çağrısı</title>
			<link>http://www.sgdf.in/sol-hareket/55989-findikli-halkina-boykot-cagrisi.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 16:41:27 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Fındıklı halkına boykot çağrısı* 
  
*Rize Fındıklı'da anayasa referandumu çalışmaları sürüyor. ESP Fındıklı İlçe Örgütü, halkı 12 Eylül'de sandığa...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Fındıklı halkına boykot çağrısı</b><br />
 <br />
<b>Rize Fındıklı'da anayasa referandumu çalışmaları sürüyor. ESP Fındıklı İlçe Örgütü, halkı 12 Eylül'de sandığa değil, sokağa çağırıyor. </b><br />
 <br />
<img src="http://media.etha.com.tr/images/2010/09/03/cache/etha-20100903-findikli-esp-00_display.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" />  <br />
 <br />
RİZE (03.09.2010)- Ezilenlerin Sosyalist Partisi Fındıklı İlçe Örgütü parti tanıtımı ve referandumu boykot çalışmasına devam ediyor. Dün Fındıklı merkezde stand açan ESP'liler bir taraftan partiyi emekçi halka tanıtırken, diğer taraftan referanduma yönelik çalışmasını gerçekleştirdi.<br />
Fındıklı ESP ilçe Örgütü &#8220;Sandığa değil BOYKOT'a&#8221; başlıklı bildirilerinin yanı sıra Ezilenlerin ve Emekçileri Boykot cephesi'nin bildirilerini dağıttı. Ayrıca açılan stantta gazetemiz Atılım'ın satışını da yapan ESP'liler üye kaydı yaptı.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.sgdf.in/sol-hareket/">Sol Hareket</category>
			<dc:creator>kızıl_şarlo</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.sgdf.in/sol-hareket/55989-findikli-halkina-boykot-cagrisi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Lenin, Boykot ve sendika.org'un uyanıklığı]]></title>
			<link>http://www.sgdf.in/polemik/55988-lenin-boykot-sendika-orgun-uyanikligi.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 16:39:27 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Lenin, Boykot ve sendika.org'un uyanıklığı* 
 
Lenin'in &#8220;Boykota Karşı&#8221; makalesini kendilerine örtü yaparak, net bir bağımsız devrimci politik tutum...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Lenin, Boykot ve sendika.org'un uyanıklığı</b><br />
<br />
Lenin'in &#8220;<i>Boykota Karşı</i>&#8221; makalesini kendilerine örtü yaparak, net bir bağımsız devrimci politik tutum almaktan kaçarak...<br />
// <i>Sosyalist geçinen &#8220;<i>Hayır</i>&#8221;cıların bazıları boykot karşıtlığını iş edindiler. Yıllardır adını dahi unuttukları <b>Lenin</b>&#8217;i bile bu vesileyle hatırlar oldular. Onun ünlü &#8220;<i><b>Boykota Karşı</b></i>&#8221; makalesini kendilerine örtü yaparak, net bir bağımsız devrimci politik tutum almaktan kaçarak burjuva karşı devrimin statükocu kanadının kuyruğuna takılmalarını meşrulaştırmaya çalışıyorlar.<br />
<br />
Ne var ki bu sindirilmemiş <b>Lenincilik</b>, demagojik karakterini daha ilk adımda ele vermekten kurtulamıyor. Lenin&#8217;in geçerliliğini hala koruyan o makalesi, her şeyden önce, belirli bir konuda politika belirlerken kalıpçı mekanik tutumlardan uzak durmak gerektiğini hatırlatan diyalektik materyalist bir yaklaşım örneği özelliğini taşır. Bugün onu istismar edenlerse, bunun tam tersi bir yaklaşımla hareket etmektedirler. Öyle ki, Lenin&#8217;in o makalede işlediği konuyla bugün gündemdeki referandum konusu arasındaki farkın bile farkında değillerdir.<br />
<br />
Lenin, &#8220;Boykota Karşı&#8221; başlığını taşıyan o ünlü makalesinde, burjuva parlamentolar için yapılacak seçimlerin hangi koşullarda boykot edilmesinin devrimci açıdan daha doğru olacağını tartışır. Yani orada tartışılan konu, ezilen yığınların gözünde siyaseten henüz tükenmemiş olan burjuva parlamentoları kullanmaktan hangi koşullarda vazgeçilebileceği konusudur. Bugün gündemde olan referandum ise, belirli bir konuda (anayasa değişikliği) bir seferlik bir siyasi irade beyanında bulunmaktan ibarettir. Bunun arka planında ise sermayenin iki kanadı arasındaki siyasi güç ve iktidar savaşımı vardır. Bu koşullarda &#8220;<i>boykot</i>&#8221; tavrı, sermayenin sadece bir ya da belirli kesimleriyle değil onunla rekabet ve çatışma içinde olan diğer kanatlarıyla da hiçbir belirsizliğe meydan vermeyecek netlikte sınır çekmeyi esas alan bağımsız bir duruşun ifadesidir.<br />
<br />
Bu farkın bile farkında olmadan Lenin&#8217;i kullanıp akıllarınca &#8220;<i>boykot</i>&#8221; tutumunu mahkum etmeyi iş edinenlerden sendika. org çevresinin bu tutumunu eleştiren bir okurumuzun gönderdiği yazıyı yayınlıyoruz:</i> // <br />
<br />
<br />
<b>LENİN, BOYKOT ve SENDİKA.ORG&#8217;UN UYANIKLIĞI</b><br />
<br />
<br />
Sendika.org internet sitesinde <b>25 Ağustos 2010</b> günü Lenin&#8217;in &#8220;Boykota Karşı&#8221; makalesi yayınlandı.<br />
<br />
Sendika.org, &#8220;<i>Sosyalistlerin bir bölümünün 12 Eylül 2010 referandumuna ilişkin biricik devrimci politikanın &#8216;Boykot&#8217; olduğunu savunduğu bir dönemde Bolşeviklerin Rus devrimi deneyimleri ışığında yazdığı Boykota Karşı makalesini yeniden çevirerek okura sunmayı anlamlı bularak</i>&#8221; yazıyı yayınlamış.<br />
<br />
Bu anlamda yazı, Lenin&#8217;in devrimle ilişkili olarak boykota dair söylemek istediklerini yansıtmak amacıyla değil, tam tersine, sendika.org&#8217;un 12 Eylül referandumu için ortaya konulan boykot tavrına karşı söylemi bağlamında sunulmuştur.<br />
<br />
Sendika.org söylemeye cesaret edemediği birçok şeyi Lenin aracılığı ile söyleyebileceğini sanmış ve Lenin&#8217;in ismi arkasına gizlenmiştir. Bunu yaparken Lenin&#8217;in yazısının hem tarihsel bağlamını hem de teorik gücünü tahrif etmiştir. Boykotu savunan bir komünist olarak Lenin&#8217;in yazısına değil, ama sendika.org&#8217;un mantalitesine karşı bir şeyler söylemek zorundayız.<br />
<br />
<br />
<b>Lenin&#8217;in Sendika.org&#8217;taki anlamı</b><br />
<br />
<br />
Eğer sendika.org&#8217;un arama bölümüne &#8220;<i>Lenin</i>&#8221; yazar ve sadece sitedeki yazı başlıklarında arama yaparsanız, Lenin ile ilgili çıkan yazı sayısı sizi oldukça şaşırtacaktır. Çünkü referandum ile ilgili boykotu savunanlara karşı adı da &#8220;Boykota karşı&#8221; olan ve Lenin&#8217;in yazdığı yazıyı &#8220;<i>Yeniden çevirerek okuyucuya sunanların</i>&#8221; Lenin&#8217;e daha önceki zamanlardaki ilgisi yok denecek kadar azdır. O zaman şu soruyu sormak durumundayız: Neden Lenin?<br />
<br />
Bu sorunun cevabı aslında çok basit ve aynı zamanda komiktir. Komedyen <b>Cem Yılmaz</b>&#8217;ın &#8220;<i>Anadolu Rock Nasıl Yapılır?</i>&#8221; esprisinin bir yerinde şarkı sözlerinin halk ozanlarından (Örneğin &#8220;<i>Dadaloğlu der ki</i>&#8221; gibi) alınması gerektiğini söyler. Buradaki amacın, &#8220;<i>Bana inanmıyorsan bari Dadaloğlu&#8217;na inan</i>&#8221; demek olduğunu söyler.<br />
<br />
Sendika.org&#8217;un Lenin&#8217;in yazısını yeniden çevirip okuyucusuna sunmasındaki amaç tam da Cem Yılmaz&#8217;ın esprisindeki gibidir: &#8220;<i>Bana inanmıyorsan bari Lenin&#8217;e inan</i>&#8221;. Yazısının başlığı da bu anlamda manidardır: Boykota karşı. Kim yazmış? Lenin. Vay be!..<br />
<br />
Hemen belirtelim, kendi adımıza sendika.org sitesine inanmamaktayız. Ama Lenin&#8217;e ve onun &#8220;Boykota karşı&#8221; yazısının tüm içeriğine inanmaktayız. Yazımızda da Lenin&#8217;in &#8220;Boykota karşı&#8221; yazısından yararlanarak boykotun neden gerekli olduğunu da göstereceğiz.<br />
<br />
<br />
<b>Materyalizmin ters yüz edilmesi</b><br />
<br />
<br />
Sendika.org, Lenin&#8217;in makalesinin başında yazdığı notta şu ifadeye yer veriyor: &#8220;<i>&#8216;Boykot&#8217;çular açısından zamanın ve mekanın ya da bir başka deyişle diyalektik metodun pek bir öneminin bulunmadığı, adeta her zamana ve her mekana uyan bir &#8216;devrimci şablon&#8217; bulduklarını zannettikleri görülüyor.</i>&#8221; Yani boykotu savunanlar çok basit biçimde diyalektiği göz ardı ediyorlar, her yer ve zamana uygun bir eylemi (boykotu), önüne ardına bakmadan &#8220;<i>bir şablon</i>&#8221; olarak savunuyorlar.<br />
<br />
Ancak Lenin&#8217;in yazısını baştan sonra okuduğunuzda, asıl &#8220;<i>diyalektik metodun pek öneminin bulunmadığı</i>&#8221; ifadesinin sahibine ait olduğunu görebiliriz. Çünkü sendika.org, Lenin&#8217;in tarihsel olgulardan yola çıkarak ürettiği teorik argümanları ters yüz ederek doğrudan tarihsel olgu olarak kabul edip bugünün tarihi ile çakıştığını sanmaktadırlar.<br />
<br />
Lenin&#8217;in &#8220;boykot&#8221; ile ilgili teorik argümanların birkaçı ve sendika.org&#8217;un aklından yazdığı tarih şöyledir:<br />
<br />
<b>Varan-1</b>: &#8220;<i>Sonuç olarak, boykot, eski rejimi doğrudan alaşağı etme mücadelesinin ya da en azından, yani taarruz onu alaşağı edecek kadar güçlü olmadığında, söz konusu kurumu oluşturamayacak ya da işletemeyecek kadar zayıflatmanın aracıdır.</i>&#8221; (<b>Lenin, Boykota Karşı</b>)<br />
<br />
Bu cümlenin sendika.org için meali ancak şu olabilir: <b>2010</b> yılında &#8220;<i>Eski rejimi doğrudan alaşağı edecek bir güç</i>&#8221; var mıdır? Cevap basit: Yoktur. Eğer güç yoksa, &#8220;<i>söz konusu kurumu oluşturmayacak ya da işletemeyecek kadar zayıflatmanın aracı olan</i>&#8221; boykotu önermekte anlamsızdır.<br />
<br />
<b>Varan-2</b>: &#8220;<i>Nihayetinde, boykotun başarılı olabilmesi için, eski rejim karşısında doğrudan bir mücadele, eski rejime bir başkaldırı ve kitlelerin pek çok durumda eski rejimle uyumsuzluğu (bu türden bir uyumsuzluk, bir başkaldırı hazırlığının koşullarındandır) şarttır.</i>&#8221; (Lenin, agy)<br />
<br />
<i>Sendika.org için meali: 2010 yılında kitlelerin &#8220;eski rejim karşısında doğrudan bir mücadelesi, bir başkaldırısı, uyumsuzluğu</i>&#8221; var mıdır? Cevabı basittir: Yoktur. O zaman 2010 yılında boykota da gerek yoktur.<br />
<br />
<b>Varan-3</b>: &#8220;<i>Boykot bugün, Rus devriminin başlangıcındakiyle aynı anlama gelemez. &#8230;Boykot, eski yaşamsal kıvılcıma sahip değildir. Eğer bir boykot olacaksa, her halükarda farklı bir anlamı olacak, her halükarda farklı bir siyasal içeriğe sahip olacaktır.</i>&#8221; (Lenin, agy)<br />
<br />
O kadar net bir cümle ki. Sendika.org için mealini ayrıca yazmaya gerek var mı? Ama yine de yazalım: Lenin makalesini sanki tam da &#8220;<i>bugün</i>&#8221; için yazmış. &#8220;<i>Eski kıvılcımı olmayan</i>&#8221; bir eylem olarak boykot 2010 yılında savunulabilir mi? Zinhar, günahtır!..<br />
<br />
Sendika.org, kurumsal olarak boykot savunucularına dil ucuyla dokunan bir iki paragraflık bir yazı yazar. Kafalarına göre geri kalanı Lenin halledecektir zaten. Tabirimizi mazur görün, sendika.org&#8217;un &#8220;<i>uyanıklığı</i>&#8221; tam da buradadır. Boykot karşıtı yazıyı Lenin yazar. Ama Lenin bu yazısını sanki sendika.org&#8217;un o iki paragrafta yazdıklarını kanıtlamak için yazmıştır. Sendika.org için geriye kalan, Lenin&#8217;in birçok kaynakta yer alan yazısını &#8220;<i>yeniden çevirip</i>&#8221; sitelerine koymak olmuştur. Ancak kazın ayağı hiç de öyle değildir.<br />
<br />
<br />
<b>Lenin= Devrim, Devrim, Devrim</b><br />
<br />
<br />
Lenin&#8217;in, &#8220;Boykota karşı&#8221; yazısında ortaya koyduğu teorik argümanları konumuz itibariyla bugünü açıklamak için kullanmaya kalkmak, yazının yazıldığı koşullarla bugünü tarihsel bağlamlarından koparmak sendika.org&#8217;un yaptığı en büyük hatadır. Lenin&#8217;in yazısındaki teorik çıkarımlar sanki bize sadece &#8220;boykot&#8221; üzerine bir tartışma olanağı sağlıyor gibidir. Ancak bu hiç de doğru değildir.<br />
Lenin&#8217;in bu yazısını okuyan herkesin tekrar tekrar karşılaştığı iki tarih vardır: <b>1905</b> ve <b>1906</b>. Bu iki tarih, Bolşevik Parti&#8217;nin de içinde yer aldığı 1905 Devrimi ile bağlantılıdır. 1905 devrimin yükseldiği, 1906 ise devrimin yenilgiye uğradığı dönemdir. Şimdi basit bilgi ile sendika.org&#8217;a şu soruyu sormak zorundayız: Lenin&#8217;in &#8220;boykota karşı&#8221; yazısı, genel bir boykot yazısı/tartışması mıdır yoksa devrim gibi toplumsal dönüşümlerin olduğu bir tarihsel döneme ait bir boykot yazısı/tartışması mıdır?<br />
<br />
&#8220;<i>Böylece, boykot ile kapsamlı devrimci kabarma arasındaki bağlantı açıktır: Verili kurumun biçimini değil, varlığını reddeden boykot, mücadelenin en kati aracıdır. Boykot, eski rejime karşı savaş ilanı, doğrudan bir saldırıdır. Kapsamlı devrimci kabarma ve eski rejimin sınırlarını zorlayacak kitlesel rahatsızlık oldukça boykotun başarılı olacağına kuşku yoktur.</i>&#8221; (Lenin, agy).<br />
<br />
Lenin&#8217;in yazısı, devrimin yükseldiği ve hemen ardından yenilgiye uğradığı bir tarihsel dönemde yaptığı boykot tartışmasıdır. Materyalist yaklaşım açısından; Lenin&#8217;in yazısının öncelikle ve de doğrudan devrimle ilgili olduğunu bilmek ve boykot tartışmalarında bu çok ama çok önemli noktayı gözden kaçırmamak şarttır. Sendika.org, Lenin&#8217;in yazısını yazıldığı dönemden kopararak bugünün tarihsel dönemine ışınlamakla boykotçuların göz ardı ettiğini ileri sürdüğü diyalektiği uygulayabileceğini düşünüyorsa bunu cidden tekrar gözden geçirmelidir.<br />
<br />
<br />
<b>Lenin&#8217;de Boykot, bugüne yansıması ve &#8220;Hayır&#8221;ın düzen içi yanı</b><br />
<br />
<br />
Lenin&#8217;in yazısının sadece o güne dair olduğunu söylemek, aksini söylemek kadar yanlıştır. Sorun &#8220;<i>gün</i>&#8221; denilen durumun tarihsel bağlamını en kapsayıcı ve doğru biçimde ele almaktır. Lenin, yazısının hemen başında şöyle diyor: &#8220;<i>Her bir boykot, verili kurumsal çerçeve içerisinde değil, aksine o kurumun ortaya çıkışına, daha geniş söylemek gerekirse, etkin hale gelmesine karşı bir mücadeledir.</i>&#8221;<br />
<br />
Şimdi çok basit biçimde düşünelim: Eğer referandumda &#8220;evet&#8221; çıkarsa, <b>13 Eylül</b> günü bazı noktalarda yeni bir içeriğe sahip ve en başta burjuvazinin ihtiyaçlarını karşılayan yeni kurumsal bir durum ortaya çıkmayacak mıdır? Eğer &#8220;<i>evet</i>&#8221; için bu argümanı kabul ediyorsanız, şu anki <b>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası</b>&#8217;nı savunmak (savunmaktan kastımız mevcut halini korumak anlamında) olan &#8220;hayır&#8221; içinde aynı şey geçerlidir. Eğer referandumdan &#8220;hayır&#8221; çıkarsa, 13 Eylül günü, yamalı bohçaya dönmesine rağmen yine en başta burjuvazinin ihtiyaçlarını karşılayan kurumsal yapı devam ediyor olmaz mı?<br />
<br />
Tam da bu noktada boykot tavrı, evet ya da hayır ile ortaya çıkacak olana, Lenin&#8217;in deyişi ile, &#8220;<i>kurumun ortaya çıkışına, etkin olmasına karşı mücadele</i>&#8221; demek değil midir? Sendika.org ve diğer &#8220;Hayır&#8221;cı solcular, &#8220;Hayır&#8221; diyerek yeni anayasanın kurumsal olarak ortaya çıkmasını engellediklerini sanarak boykota karşı çıkmaktadırlar. Elbette anayasaya değişikliklerine &#8220;Hayır&#8221; diyerek &#8220;Evet&#8221;in ortaya çıkaracağı kurumu engellemiş olursunuz. Bu doğru bir düşüncedir. Ancak &#8220;Hayır&#8221; diyerek mevcut kurumu da korumuş olursunuz. Bu daha da doğru bir ifadedir.<br />
Bu noktada, en başta devrimciler için, anayasa referandumunda &#8220;kurumsal durumu ortaya çıkmasını engelleyecek&#8221; tutum hayır değil tam da Lenin&#8217;in söylediği biçimde &#8220;Boykot&#8221;tur.<br />
<br />
&#8220;<i>Tarihte yaşanan her bir zigzag, yeniyi tümüyle yadsıyabilecek güce artık sahip olmayan eski ile eskiyi tamamen yere çalacak güce sahip olmayan yeni arasındaki bir uzlaşmadır.</i>&#8221; (Lenin, agy)<br />
<br />
Kürt hareketinin mevcut durumunda, zaaflarını bir an için yok sayarsak, boykot tavrı Kürtler için &#8220;mutlak&#8221; bir tavır değil, Lenin&#8217;in dediği gibi &#8220;zigzaglı&#8221; bir tavırdır. Çünkü Kürt hareketi, referandumda &#8220;evet&#8221; de diyebileceğini ve bunun şartlarını ilan etmiştir. Diyelim ki AKP hükümeti Kürtlerin taleplerini kabul eden bir açıklama yaptı. O zaman Kürt hareketi hayır safında mı yer alacaktır yoksa evet safında mı?..<br />
<br />
<b>Kürt</b> hareketi var olan gücü nedeniyle, doğru ya da yanlışlığını şimdilik bir kenara bırakarak, &#8220;<i>zigzaglar</i>&#8221; çizebilme yeteneğine sahiptir. Peki ya sendika.org ve &#8220;Hayır&#8221;cı diğer solcular, sizler, AKP hükümeti Kürt hareketinin taleplerini kabul ettiğini eğer açıklarsa ne yaparsınız? Politik bir güçle zigzag mı çizersiniz yoksa güçsüzlük nedeniyle yine belkemiksiz mi davranırsınız?..<br />
<br />
Sendika.org ve diğer &#8220;Hayır&#8221;cılar, referandumda AKP karşıtlığı temelinde konumlandıkları için bugün boykotun hayırdan daha güçlü bir hayır olduğunu asla anlamamaktadırlar. Bugün genel olarak sol için zigzag çizilecek bir tarihsel durum yoktur. Çünkü ne mevcut anayasa ne de oylanacak anayasa değişikliği, en başta işçi sınıfının ve emekçilerin burjuvazi ile yaptığı mücadelenin bir alanı ve sonucu olmuştur.<br />
<br />
<b>1980</b> yılında yenilen Türkiye devrimci hareketi hala bu yenilgi ile boğuşmaktadır. İşçi sınıfı ve emekçiler ise kapitalizmin altında ezilmeye devam etmektedirler. Bu durumda, devrimci açıdan politik bağımsızlığın gösterilmesi, işçi sınıfı ve emekçilerin burjuvazinin çizdiği sınırların dışına çıkışının sağlanabilmesi için 12 Eylül&#8217;deki referandumda &#8220;evet&#8221; ya da &#8220;hayır&#8221; gibi düzen içi bir saflaşma yerine &#8220;boykot&#8221; tutumu en azından düzen dışı bir duruş sağlayacaktır.<br />
<br />
<b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.sgdf.in/polemik/">Polemik</category>
			<dc:creator>kızıl_şarlo</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.sgdf.in/polemik/55988-lenin-boykot-sendika-orgun-uyanikligi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Atalay’dan boykotçulara ‘para cezası’ tehdidi..</title>
			<link>http://www.sgdf.in/guncel-politika/55987-atalay-dan-boykotculara-para-cezasi-tehdidi.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 16:31:03 GMT</pubDate>
			<description>*AMED -* İçişleri Bakanı Beşir Atalay, referandumu boykot eden BDP’yi, “para cezası” ile tehdit etti. “Diyarbakırlıları cezaya yönlendiriyorsunuz”...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="DarkSlateGray"><b>AMED -</b></font> İçişleri Bakanı Beşir Atalay, referandumu boykot eden BDP’yi, “para cezası” ile tehdit etti. “Diyarbakırlıları cezaya yönlendiriyorsunuz” iddiasında bulunan Atalay, boykotu demokrasi ile bağdaştıramadığını söyledi. Atalay, Erdoğan’ın Diyarbakır’da neler söyleyeceğine ilişkin ise “Beklentilerin yükseltildiğini düşünüyorum” diye belirti.<br />
<br />
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda yapacağı referandum mitingi nedeniyle Diyarbakır’a gelen İçişleri Bakanı Beşir Atalay, katıldığı bir televizyon programında referandum ve PKK’nin aldığı eylemsizlik kararını değerlendirdi.<br />
 <br />
<b>ATALAY OLAĞANÜSTÜ BİR ŞEY GÖRMÜYOR</b><br />
 <br />
Program sunucusunun yapılacak mitinge ilişkin sorduğu sorulara cevap veren Atalay, dün emniyete verilen 11 günlük arama izni ve çevre illerden getirilen polislerle alınan yoğun tedbirlere rağmen, “Olağanüstü bir şey görmüyorum” dedi.<br />
BDP’nin aldığı boykot kararına ilişkin sorulan soruyu cevaplayan Atalay, Diyarbakır’a gelişinde BDP’nin boykot afişleriyle karşılaştığını ve bir siyasi partinin seçmeni sandıktan uzaklaştırmanın demokrasiye uygun düşmediğini öne sürdü. “BDP çelişki yaşıyor” iddiasında bulunan Atalay, halk oylamasının sık sık olmadığını bu nedenle bu referandumun önemli olduğunu belirterek, boykotun vatandaşı demokrasi görevinden uzaklaştırdığını öne sürdü.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
<b>PARA CEZASI TEHDİDİ<br />
 </b><br />
 <br />
Atalay, ayrıca, “Sandığa gitmemenin bir sembolik para cezası var” diyerek, üstü kapalı ceza ile tehdit etti. “Diyarbakırlıları cezaya yönlendiriyorsunuz” diyen Atalay, “Bu boykot aklıselim insanlarda tutmayacak. Geniş bir kitle sivil toplum örgütleri başta olmak üzere ‘bu anayasa paketini neden boykot edelim’ diye anlamıyorlar. Bakıyorlar paketteki maddelere boykot edecekleri bir şey yoktur. Bu filli baskı asla olmaz. Vatandaşın hür iradesi üzerine hiç kimse ipotek kuramaz oynayamaz” dedi.<br />
 <br />
 <br />
<b>BEKLENTİLER YÜKSELTİLDİ</b><br />
 <br />
Bir taraftan BDP’nin boykot kararına “demokratik hak” diyen diğer taraftan da “Demokrasiyle bağdaştırmıyorum” diyerek çelişkili ifadeler kullanan Atalay, Başbakan Erdoğan’ın mitingde yapacağı konuşmaya fazla beklenti yüklemenin doğru olmadığını söyledi.<br />
2005 yılında Diyarbakır’da “Kürt sorunu benim de sorunumdur” diyen Başbakan Erdoğan’ın bu gelişinde, 2005 yılındaki konuşması gibi olmayacağını ve böyle bir beklenti içine girilmemesi gerektiğini ifade eden Atalay, “Başbakanımızın kendi iradesini tam olarak bilemem, bazen kürsüye çıkar önceden hazırlanan metinlerin dışında başka şeyler söyler, sürprizleri var. Beklentilerin yükseltildiğini düşünüyorum. Ülke bütünlüğü ve kardeşlik mesajları verecektir. Geçmişte bölgede yaşanan sıkıntılar var, faili meçhuller var, cezaevinde işkenceler var. Bu izlerin silinmesiyle meşgulüz. Onun dışında halk oylaması öncesi çok ileri bir karar beklenemez” diye konuştu.<br />
KCK’nin aldığı eylemsizlik kararıyla ilgili soruyu da yanıtlayan Atalay, 20 Eylül’de bitecek olan eylemsizlik kararının bölge halkının tepkisi üzerine alındığın iddia ederken, 649 sivil toplum örgütünün devlete yaptığı çağrıyı ve devam eden operasyonlara ilişkin hükümete gösterilen tepkiyi ise görmedi.<br />
 <br />
 <br />
Atalay, “Herkes silahın olmadığı yerde konuşmak istiyor biz de onu istiyoruz. Silahın olduğu yerde akıl konuşmaz. Burada büyük tepki doğdu onun için aldılar o kararı. Türkiye bu sorunları çözecektir, çözülebilir ama terör oldukça sözün anlamı kalmıyor. Bu süreç uzar mı sorusu genel manada hiç kimse terör ve şiddet istemiyor, hiç bir sorunu çözmüyor derinleştiriyor. Türkiye mücadele etmiş, 30 yıldır olmuş ama hiç bir şey olmamış. Bunlar bitsin ondan sonra sorunlar çözülsün diyoruz” şeklinde konuştu.<br />
 <br />
 <br />
<font color="DarkSlateGray"><b>ANF NEWS AGENCY</b></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.sgdf.in/guncel-politika/">Güncel Politika</category>
			<dc:creator><![CDATA[ßeRfÎ&#951;]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.sgdf.in/guncel-politika/55987-atalay-dan-boykotculara-para-cezasi-tehdidi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Boykot ve dış kapının mandalları</title>
			<link>http://www.sgdf.in/kurt-sorunu/55986-boykot-dis-kapinin-mandallari.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 16:30:36 GMT</pubDate>
			<description>Boykot ve dış kapının mandalları 
 
  
Atılacak her adım, söylenecek her söz, alınacak her pozisyon Kürtlerin yakın geleceği için hayati önem...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Boykot ve dış kapının mandalları<br />
<br />
 <br />
Atılacak her adım, söylenecek her söz, alınacak her pozisyon Kürtlerin yakın geleceği için hayati önem taşıyor. Kürtlerin bir yüzyılı daha ıskalama ne hakları ne lüksleri ne de sabırları var.<br />
<br />
Çokça söylendi; bir kez daha söyleyelim. Kürtler geçen yüzyılı kölelik altında tamamladılar. Kürtlerin üzerinde yaşadığı coğrafya hem kadim ve kutsal, hem de 'belalı' bir coğrafya. Bölge ve dünya güçleri açısından jeo-politik değeri hayli fazla bir yer.<br />
<br />
Bu nedenle, 20. yüzyılın başlarında, 1. Dünya Savaşı sonunda dünya yeniden şekillenirken, sınırlar yeniden çizilirken Kürtlere düşen pay kölelik oldu. Sömürgeci devletler, uluslararası güçlerle birlikte Kürtlerin kendi geleceğini ipotek altına almayı başardılar. Bu durum, Lozan ile kayıt altına alındı.<br />
<br />
Ama şimdi durum çok farklı. Berlin duvarının yıkılması ve özellikle de 11 Eylül sonrası dünya ve bölge yeniden şekilleniyor. Bunun merkezinde ise Kürdistan var. Kürtler bu yeni şekillenen bölgede ya kendi geleceklerini belirleme hakkını elde edecek ya da silinip gidecekler.<br />
<br />
Bu nedenle, kim ne derse desin, kırıntı hakları dahi bir rüşvet gibi sunan Anayasa paketinin boykot edilmesi Kürtlerin geleceği açısından, kendi geleceklerini özgürce belirleme hakkı açısından son derece tarihidir. Stratejiktir.<br />
<br />
Ya Kürtler kendileri için var oldukların gösterecekler ya da tıpkı Lozan'da olduğu gibi iradelerini ipotek ettirecekler ve köleliği referandum tepsisi içinde Ankara'ya sunacaklar. İş bu kadar net ve açıktır.<br />
<br />
Boykotun yaratacağı depremi Ankara şimdiden gördüğü için çok telaşlı. Bu telaşı en çok da örgütlü, direngen Kürt hareketini tasfiye etmek için canla başla çalışan AKP'de görmek mümkün. O kadar telaşlılar ki öfkelerini, kinlerini gizleyemiyorlar.<br />
<br />
Başbakan Tayyip Erdoğan bunun için gerilla cenazelerine yapılan ahlaksızlığı onaylıyor. Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek bunun için 'Nijeryalılara Türkçe öğrettik ama şu Kürtlere öğretemedik' diyecek kadar ırkçı hezeyanlar içine giriyor.<br />
<br />
Bunun için Kürt hareketine karşı psikolojik savaşın dozu çok yönlü olarak artırılıyor. Hükümet yanlısı ve karşıtı basın bu konuda ortak bir cephede buluşuyor. Bu anti-Kürt ittifakın, yeni Lozancıların çerezi ise 'Kürt mahallesinde' tutunamayan, 'Türk mahallesinde' dış kapının mandalı olmak için Erdoğan'ın eteklerine yapışan sözde Kürtler oluyor.<br />
<br />
Peş peşe açıklamalar yapılıyor. Kürtlere karşı kin, nefret ve ırkçı bir politika içinde olan Türk basını ise eti-budu tek kişilik olan sözde bu 'lider', 'sekreter', 'sözcü', 'aydın' gibi sıfatları kullananların açıklamalarını manşete taşıyor. Kürtler içindeki 'yaban otlarıyla' BDP'yi, Kürt Özgürlük Hareketi'ni vurmaya çalışıyor.<br />
<br />
Basın çok ucuz oynuyor. Hatta yer yer alçalıyor. Alçaklıkta dipsiz bir kuyuya dönüşüyor. Tıpkı şu son 'Heronları indirin' veya 'PKK üç Sırp keskin nişancı kiraladı' manşetleri gibi.<br />
<br />
Açıkçası Kürtlerin yeni, demokratik ve eşitlikçi -altını çizerek söylüyorum- Kürtlerin haklarını bir bütün olarak içeren yeni bir konsensüs için, yeni bir anayasa için boykot eylemi karalanmak isteniyor. Kuşkular yaratılarak, Kürtlere yeni bir Lozan yutturulmaya çalışılıyor. Bu oyunun adı da 'yetmez ama hayır', 'yetmez ama evet' oluyor.<br />
<br />
Düşünün 21. yüzyılda Ankara Anayasa değişikliği yapıyor. Bu değişiklikte tek bir satır bile olsa Kürtler yer almıyor. Buna karşı çıkan, ret ve inkara ince ayar yapan referandumu boykot edeceğini söyleyen Kürtler, 'Ergenekoncu, statükocu', hatta ne demekse 'aklını ve vicdanını askıya' almakla suçlanıyor. Ayıp, gerçekten ayıp.<br />
<br />
Ve en önemlisi de 21. yüzyılın en büyük ayıbına karşı çıkanlar, Kürtlerin kolektif haklarının tanınması ve birlikte yaşanacaksa eşit, herkesin hakkını hukukunu ve kimliğini koruyan bir anayasa isteyenler suçlanıyor. Tarihe, insanlığa ve Kürtlere karşı ayıp ediyorlar, günah işliyorlar.<br />
<br />
Peki her türlü yol ve yöntemin denendiği, yedeklerin dahi Kürtlere karşı zafer kazanmak için cepheye sürüldüğü bu oyunu Yeni Lozancılar kazanacak mı? Hayır. Kürtler referandumu boykot ederek bu oyunu bozacaklar. Bu kirli oyuna ortak olanları ayıp ve günahlarıyla baş başa bırakacaklar. Kürtler kendi gelecekleri için tarihi bir başlangıç yapacaklar.<br />
<br />
Kürtler tarihi bu kez başkaları için değil, kendileri ve özgür gelecekleri için yazacaklar.<br />
<br />
Cahit MERVAN</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.sgdf.in/kurt-sorunu/">Kürt Sorunu</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#8364;igerxwin]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.sgdf.in/kurt-sorunu/55986-boykot-dis-kapinin-mandallari.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>30 yıl sonra Kürtçe Cem</title>
			<link>http://www.sgdf.in/kurt-sorunu/55985-30-yil-sonra-kurtce-cem.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 16:19:25 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://www.yuksekovahaber.com/images/news/30-yil-sonra-kurtce-cem-47791.jpg  
 
*Alevilik inancında, inanç ve toplumsal sorunlarının...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://www.yuksekovahaber.com/images/news/30-yil-sonra-kurtce-cem-47791.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<b>Alevilik inancında, inanç ve toplumsal sorunlarının çözüldüğü, küskünlerin bir araya getirerek barıştırıldığı Cem, Tunceli'de 30 yıl aradan sonra ilk defa Kürtçe yapıldı. </b><br />
<img src="http://www.yuksekovahaber.com/images/news/47792.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
TUNCELİ - Tunceli'de 30 yıl aradan sonra Kürtçe Cem yapıldı. Yavuz Sultan Selim döneminden bu yana dini ibadetlerini yüksek dağlarda ve gizlice evlerinde yapmak zorunda kalan Kürt Aleviler, 30 yıl önce Munzur Baba Gözelerinde gerçekleşen ve bir daha yapılamayan Kürtçe Cem, tekrardan yapılmaya başlandı. Yüzlerce kişinin katıldığı Cem'de yaşanan çatışmalı ortamın barışla sonlanması dilekleri tutulurken, yaşlı, genç ve çocuklar Cem'e büyük ilgi gösterdi. Cem dedelerin saz eşliğinde okuduğu deyişlerle başladı. Semaha duran yüzlerce kişi Cem'in ritüellerini yerine getirerek, küskünler barıştırıldı. Lokma dağıtıldıktan sonra sorunu ve şikayeti olanlara dara (platform) yapıldı. Bir nevi kurulan halk mahkemesinde kişilerin eksik yönleri ele alınarak, yargılanması halka bırakıldı.<br />
<br />
Platform kuruldu<br />
<br />
Cem'in ardından konuşan Alevi Dedesi Turabi Saltık, Alevilikte dara kalkanlar hiçbir zaman idam edilmediğini, ancak suç işleyen kişinin toplum içerisinde sosyal boykot ile karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Saltık, &quot;Dara tutmak sorgudan geçmek demektir, Uzakdoğu'dan Ortadoğu'ya kadar geleneksel olan Dara, insanlar idam edilmiştir. Ancak Alevilik inancında asla insanlar idam edilmemiştir. Eğer varsa suçu halk karşısında suçu yüzüne vurulmuştur, kişi de suçunu topluma affettirmek anlamındadır. Ancak toplum karşısında suçlu çıkmak idamdan daha ağırdır. Çünkü bir anlamıyla işin içinde sosyal boykot söz konusudur. Yoluna taş dikerim demiştir, seni yol düşkünü ilan etmiştir, toplumun dışına yiterek tavır alınmıştır. Taki kişi işlediği suçun bilincine varıp ve bir daha aynı suçu işlemediği takdirde yapılacak bir başka cem'de yine toplum tarafından affediliyor&quot; dedi.<br />
<br />
Kürtçe Cem'e katılmak için Tunceli merkez ve ilçelerden gelen vatandaşlar, günahlarının arındırılması için Cem'in yapıldığı Munzur Baba Gözeleri'nde sabahladı. DİHA-16 ağustos</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.sgdf.in/kurt-sorunu/">Kürt Sorunu</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#8364;igerxwin]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.sgdf.in/kurt-sorunu/55985-30-yil-sonra-kurtce-cem.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Koşanerdoğan!</title>
			<link>http://www.sgdf.in/kurt-sorunu/55984-kosanerdogan.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 16:07:55 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*TUNCEL FİKRET* 
  
Amed, Türk Başbakan Erdoğan'ı, Kutbettin Arzu'muzu tahrik ettiği 27 Kasım 2009'da çatkapı ağırlamak zorunda kalmıştı. Mitingi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="#2d648a"><b>TUNCEL FİKRET</b></font><br />
 <br />
Amed, Türk Başbakan Erdoğan'ı, Kutbettin Arzu'muzu tahrik ettiği 27 Kasım 2009'da çatkapı ağırlamak zorunda kalmıştı. Mitingi izledikten sonra şunları yazmıştım: &quot;Türk Başbakan nihayet bütün güçleriyle Amed&#8217;de bir miting yaptı ve gitti. Şunu hemen belirtelim ki; Amed, mitingte yoktu. Mitinge, tercihini yapmış Diyarbakır&#8217;daki misafirler, 8 AKP&#8217;linin ve bilumum Türk patentli cemaat devşirmeleri vardı. Bir devletin Başbakan&#8217;ı işgal ettiği bir coğrafyaya her halükarda gider ama rahat gitmez; tereddütlüdür, yüksek güvenliklidir, dolaylı mesajlarla yüklüdür, omurgasına monte edilmiş işbirlikçi iliğe rağmen titrek dizlidir. Eğer bu Başbakan, Türk-İslam tornasından çıkmış, Türk devlet geleneğinin çıkınındaki ikinci yedek &#8216;İslamcılığın&#8217; sosuna da bulanmış bir konjonktürel figüran ise elinde düşürmediği ve bir tarafında münafıklık diğer tarafından hilekarlık akan kılıcının parlaklığının farkında oluruz. Amed&#8217;in gözü kamaşmaz...&quot;<br />
 <br />
Amed'in gözü kamaşmamıştı ve 'Kutbettin Ankara'da kalsın' demişti. Başbakan Erdoğan, bugün yine Amed'deydi ama bu kez amacı farklı. <br />
 <br />
Son Kürt savaşını yürütecek olan 9'uncu Türk Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner, seleflerinin kötü bir kopyası ancak, Türk Başbakan'ın Kürt meselesindeki manevra alanını belirleyen temel aktör. Koşaner, görevi alır almaz tekçi Türk devlet sisteminin bir süre daha direneceğini ortaya koydu. Erdoğan da Türk Genelkurmayı'nın ulus devlet ve üniter yapı hassasiyetinin militer muhafızlığını, muhafazkar-demokrat bir dille savunur.<br />
 <br />
Koşaner, Türk ordu ve devlet zihniyetinin resitalini çekerken Başbakan hayran hayran dinler. <br />
 <br />
Koşaner, aslında devlete de komuta ettiğinin özgüveniyle evrensel kavramların tanımını ve çerçevelerini de kendisinin belirleyebileceği hayal dünyasından seslenir, Erdoğan daha kıvrak bir atakla çarpıtmayı yeğler.<br />
 <br />
Koşanar'e göre, Kürtler (O Kürtler demiyor, dememek için uzun cümleler ve kirli bir dil kulanıyor) demokrasi ve hukuk devletinin sağladığı hak ve özgürlüklerin arkasına gizlenerek, bireysel seviyede kalması gereken talepleri siyasal alana taşımaya çalışmakta ve her geçen gün adeta devletle pazarlık yaparcasına, bu talepleri bir adım daha ileriye götürmekte. Erdoğan, adını anar ancak başlarını okşayarak uslu olanlara şeker verip gerisini kamçılamanın haklılığını sorgulatmaz. Kürtlerle görüşmeyi kirlenme olarak görür, onun için ya şapka değiştirerek kendisi yapar ya da operasyonel bir iş olarak 'memurlar'a bırakır.<br />
 <br />
Koşaner, Kürtlerin hedefinin, ulus devlet ve üniter yapıyı ortadan kaldırmak olduğunu açıkça gördüğünü belirtir. Erdoğan, &quot;Ama paşam&quot; diye araya girerek, diplomatik kabiliyetlerinin Kürtleri yalnızlaştırdığını eklemeyi ihmal etmez.<br />
 <br />
Koşaner, Türk ulusu tanımına katı bir çerçeve çizer ve 'Kürt halkı'nın kabulüne niye karşı olduklarını &quot;Bir ulusu ulus yapan değerler, tüm vatandaşların paylaşacağı ortak değerler olan; dil, kültür ve ülkü birliğidir. Bu değerler ulusun bir arada tutulmasını ve bir arada yaşamasını sağlayan ortak değerlerdir&quot; şeklinde izah eder. Başbakan, buna itiraz etmez ancak ona muhafazakar şırınga ile manevi katma değer kattığını sanır. Dolayısıyla 'Tek Millet'in içine aldığı Kürtlerin, o tek milletin adı olan 'Türk'e itirazına ümmetçi bir blokaj kurar.<br />
 <br />
Koşaner, Kürt halkının kendisini Türkiye Cumhuriyeti içinde yönetmesinin bir formülasyonu olan 'Demokratik Özerklik'e olan öfkesini gizlemez. &quot;Türk Silahlı Kuvvetleri, ulus devlet, üniter devlet ve laik devletin korunmasında her zaman taraf olmuş ve olmaya devam edecektir&quot; diyerek, namlusunu gösterir. Erdoğan, öfkesini ikiye katlar; belagatine 'gen' ve 'ecdad' referanslarıyla asalet eklediğini düşenecek kadar kendinden geçer. Kendini tutamaz; Alparslan, Fatih, Yavuz olur. Mezopotamya'yı yeniden fethedecek Neo Osmanlı'nın 'Akıncı' lideri olur.<br />
 <br />
Koşaner, &quot;Bireysel hak ve özgürlüklerde yapılan her iyileştirme, örgüt sayesinde kazanılmış bir hak olarak algılanmıştır&quot; diye çıkışınca Erdoğan ve cümle avanesi, bize &quot;algı yanlış&quot;ı ıspat derdine düşer. Halbuki yaratılanı sevmiştir yaradandan ötürü, dolayısıyla lütfettikleri örgüt olmazsa da bakiydi.<br />
 <br />
Koşaner, Federe Kürdistan Yönetimi, Irak, ABD ve AB'den yeterli desteği görmediklerinden yakınır. Erdoğan, &quot;dahası da var&quot; diyerek, kendisini yaşatan prizin ABD ve AB'de olduğunu unutmadan &quot;dürüst olun ey Batı dürüst&quot; diye çıkışır.<br />
 <br />
Koşaner, &quot;Yurt içinde, ikinci bir idari yapılanma tesis etme girişimlerine karşı etkili yasal önlemlerin süratle alınması&quot; direktifini kulağına fısıldamakla kalmaz. Erdoğan, 'evet'ini referandumla pekiştirmeyi sağlar.<br />
 <br />
Koşaner, &quot;Irak merkezi hükümeti ve bölgesel yönetimin Irak kuzeyinde yuvalanmış terör örgütüne karşı etkin tedbirler almasının bir an önce sağlanması&quot; ister. Erdoğan, bu isteminin sahadaki unsurudur.<br />
 <br />
Koşaner, AB devletlerinden kendi hukuklarını çiğnemeleri ve Kürt diasporasını kriminalize ederek, kurumsal yapılanmalarının tasfiyesini ister. Erdoğan, bununla yetinmediklerini diasporayı içerden de darmadağan edeceklerini taahhüt eder.<br />
 <br />
Koşaner, önümüzdeki dönemde kapsamlı sınırötesi hava destekli kara savaşını haber verir. Erdoğan, &quot;yeni tezkereyi cebinde bil&quot; teminatı verir.<br />
 <br />
Koşaner, demokrasi ve hukuk devletinin sağladığı bireysel haklar ve özgürlüklerin; ulus devlet anlayışlarını, üniter yapılarını, güvenliklerini tehdit edecek şekilde kullanılmasına &quot;müsamaha gösterilemez&quot;i bağırır. Erdoğan vokal yapar.<br />
 <br />
Koşaner, 'Türklük', 'Türk devleti', 'Türk ordusu' ve '' kutsal dörtlüsünün oluşturduğu Tanrı'ya itaatın zorunluluğunu,1923 zihniyetinin aşınmasının öyle göstermelik rötuşlarla olamayacağını gözümüze sokar. Erdoğan, şerh koyar ama huşuyla bakar, sonra genizden gelen bir ses tonuyla gözbebeği orduya dönerek, &quot;Şehidimin bir damla kanını 550 milletvekiline değiştirmem&quot; der ve 4 defa 'tek'leyerek kolektif biat makamının keyfini çıkarır.<br />
 <br />
Muhafazakar-demokrat ve büyük reformcu, zevcesigillere kapalı kamu alanının tamamını kapalı tutmaya yemin eder; insanlığımızı alıp Kürtlüğümüzü mahkum edenlere ilham olur; bireylerden oluşan bir yığın olduğumuza inanmamızı ister; Ağrı'da büyük dağa göz kırpar, Amed'de zindanı öznesiz anlatır. Öyle bir anlatır ki zindan yaşanırken Finlandiya'da; şimdi de konuk Başbakan olduğunu sanırsınız. <br />
 <br />
Erdoğan şahsındaki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, iki elimizi, ağzımızı bağlayıp beynimizi zedeleyen Türk-İslam süngerine sarılı Türk çekicini görmediğimizi sanarak kirli bir masanın üstüne koyduğu birlik kontratına &quot;Evet&quot; dememizi istiyor. Hükümet taliplileri de &quot;Hayır' dersen kurtarırız&quot; diye etrafımızda turluyor. <br />
 <br />
Sizi ve kendimizi tanıyoruz.<br />
 <br />
Kaynak: <b><font color=red>[Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. <a href="register.php">Kayit Olmak Için Tiklayin</a>]</font></b><br />
 <br />
ANF NEWS AGENCY</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.sgdf.in/kurt-sorunu/">Kürt Sorunu</category>
			<dc:creator>Şehir Gerillası</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.sgdf.in/kurt-sorunu/55984-kosanerdogan.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
