![]() |
| SGD'li Olmak İstiyorum | Biz Kimiz | Gündem | Tüzük | Adreslerimiz | Dinamik Foto Galeri | Resim-Dosya Yükle | Fotoğraf Galerisi | Kitaplar | RSS |
|
|||||||
| Forum | Anahtar Kelimeler | Kayıt ol | Devrimci Videolar | Bloglar | Yardım | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
|||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#1
|
||||
|
||||
|
İSTANBUL (18.03.2010)- TEKEL işçilerine destek eylemine katıldıkları için gözaltına alınan Deniz Öner ve Eren Erocağı, kaba dayak, kafaya poşet geçirme ve taciz işkencesine maruz kaldıklarını, tecavüzle tehdit edildiklerini söyledi.
İstanbul'da Kartal'a bağlı Yakacık Mahallesi'nde 6 Mart akşamı sokak ortasında uzun namlulu silahlarla gözaltına alınan Deniz Öner ve Eren Erocağı, Yakacık Karakolu'nda sistematik işkenceye maruz kaldı. TEKEL işçilerine destek eylemi yaptıkları için 'yasadışı örgüt' üyeliğiyle suçlanmak istenen sosyalistlere yönelik işkence, doktor raporuyla belgelenirken, ESP'liler, polisler hakkında yaptıkları suç duyurusunun takipçisi olacaklarını belirtiyor. Gözaltında yaşadıklarını anlatan Erocağı ve Öner, maruz kaldıkları işkencenin tesadüf olmadığına dikkat çekiyor, "Polis, ESP'nin duruşundan ve en önemlisi halkın desteğinden çok rahatsız oldu" diyor. İşkence sokakta başladı, karakolda devam etti Deniz Öner ile birlikte gözaltına alınan Eren Erocağı, gözaltına alınışları ve karakolda yaşadıklarını söyle anlattı: "Yakacık'tan Kartal'a inmek için yola çıktığımızda 6 Mart akşamı saat 22.00 sıralarında GBT kontrolü için polis durdurdu. Durdurur durdurmaz silah çekti, 'kımıldama yere yat' diye bağırmaya başladı. Sokak ortasında kelepçe takıp işkence yapmaya başladılar. Yaka paça ayrı ayrı arabaya bindirerek tekme tokat, küfür, hakaret eşliğinde Yakacık Karakolu'na götürdüler. Karakola girer girmez tekmeyle yere düşürdüler beni ve buradan sürükleyerek bir üst kata çıkarttılar. Bizi gözaltına alanlar resmi kıyafetli polislerdi ama bizi götürdükleri yerde siviller bekliyordu ve 'tamam artık bize bırakın bundan sonrası bizim işimiz' dediler. Üzerimdeki kıyafetleri çıkarmaya başladılar, beni yere yatırıp vurmaya başladılar küfür ve hakaret ederek. Bir polisin elinde ajanda vardı, bu ajandayla sistematik olarak on dakika kafama vurdular." Polislerin, hazırladıkları tutanakları zorla imzalatmaya çalıştığını belirten Erocağı, "Bana 'sen örgüt üyesisin itiraf et, imzala şunları' şeklinde baskı yapmaya başladılar. 'Demek imzalamıyorsun, biz sana imzalatmasını biliriz' diyerek üzerimdeki kıyafetleri çıkartarak yere yatırdılar ve kafama şeffaf poşet geçirerek dakika tutmaya başladılar" dedi. Erocağı, maruz kaldığı uygulamanın bayılana kadar devam ettiğini, üzerine su dökülerek ayıltıldığını, aynı şekilde üç kez bayıltıldığını hatırladığını anlattı. Erocağı, "Polisler, ifade vermemem durumunda öldürüleceğimi söylediler" dedi. 'Taciz ettiler' Eren Erocağı, ayıldıktan sonra yanlarına gelen polislerin tehdit ettiğini belirtti: "'Ya konuşursun ya da sana tecavüz ederiz' diye tehdit etmeye başladılar. Yerde yarı baygın yatarken polisler kulağımdan tutarak kaldırdılar. Ellerim arkadan kelepçeli olduğu için bir polis ellerimi havaya doğru kaldırdı bir tanesi de ayaklarıyla taciz etmeye başladı. Bu da yaklaşık on dakika sürdü, 'şimdi böyle yapıyoruz eğer konuşmazsan birazdan tecavüz edeceğiz' diyerek tehdide devam ettiler." Erocağı'nın anlattığına göre, tehditlerden sonra işkence kaba dayakla bayıltana kadar devam etti. Ayılınca ise hiçbir şey olmamış gibi 'üstünü başını topla, işkenceyi unut, doğru düzgün yürü gözaltı işlemleri için sizi hastaneye götüreceğiz' denildi. Eren Erocağı, hastaneden geldikten sonra, karakola gelen babası ile görüşmesini şöyle anlattı: "Babam üzerimdeki kanları, boğazımdaki izleri görünce ne olduğunu sordu, ben de yapılan işkenceleri anlatmaya başladım. Bu arada polisler beni susturmaya ve nezarete götürmeye çalıştılar. Babam da polislere 'burası işkencehane mi?' diye bağırmaya başladı. Bunun üzerine babamı da yaka paça karakoldan dışarı çıkardılar." Erocağı, yaklaşık üç saat süren işkenceden sonra hücreye konulduklarını belirtti. "Hücreye gelen resmi polisler 'ne oldu size, bu ne hal polis işkence yapmaz' diyerek gülüyorlardı" dedi. Yakacık Karakolu'ndaki işkenceden sonra mahkemeye çıkarılmalarını beklerken İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ne götürüldüklerini belirten Eren Erocağı, "İşkence burada psikolojik işkenceye dönüştü" diye konuştu. 'İşkence bize değil halkın desteğine' Erocağı, maruz kaldıkları işkencenin TEKEL eylemlerinden bağımsız olmadığı görüşünde: "TEKEL işçileri Ankara'da eylemlerini sürdürürken Ezilenlerin Sosyalist Partisi olarak Kartal'da TEKEL direnişinin simgesi haline gelen çadır açmak istedik. Bir gün sonra AKP binasına pankart astık ve her iki eylemimizde de polisin saldırısına maruz kaldık. Kartal halkı hem bizim eylemlerimizi sahiplendi hem de TEKEL direnişine sahip çıktı. Polis, ESP'nin duruşundan ve en önemlisi halkın desteğinden çok rahatsız oldu. Gözaltına alınmamız ve işkenceye maruz kalmamız kesinlikle bundan bağımsız değildi." Ailesinin ve ESP'nin kendisini yalnız bırakmadığını belirten Erocağı, polisler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve sürecin takipçisi olacaklarını kaydetti. 'İşkence seslerini dinlettiler' Eren Erocağı ile aynı işkence ve uygulamalara maruz kalan Deniz Öner, Yakacık Karakolunda koyuldukları nezarethanenin özellikle kamerasız seçildiğine dikkat çekti. Öner, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Maruz kaldığımız işkence tam olarak buradan sonra başladı, ellerim kelepçeliyken yüzüstü yatırıldım cop ve tekmelerle özellikle karaciğerime vurmaya başladılar. Bayılana kadar dövdükten sonra ayıltmak için üzerime bir kova su döktüler ve işkenceye devam ettiler." Eren Erocağı'na uygulanan "kafaya poşet geçirme" işkence yönteminin kendisine de aynı şekilde uygulandığını anlatan Öner, "Eren'e işkence yaparlarken bana yapmıyorlardı, işkence seslerini dinletmek için. İşkence aralıksız üç saat sürdü. Yapılan işkenceden kaynaklı Eren kustu. Polisler küfür ve hakaret ederek, görüntüye dayanamayacaklarını ifade ederek işkence yapmak için başka polisleri gönderdiler Eren'in bulunduğu odaya" dedi. Deniz Öner, polislerin kendilerine işkence yaparken, 'Siz yasadışı örgüt üyesisiniz' diyerek tanımadıkları kişiler hakkında ifade vermeye zorlandıklarını söyledi, "Hastaneye adli kontrol için gözaltına alınır alınmaz götürülmemiz gerekirken bizi işkenceden sonra götürdüler" diye belirtti. Çocuğu emzirmeye izin vermediler Öner, kendileri gözaltındayken evlerine baskın yapıldığını hatırlatarak, şunları söyledi: "Kar maskeli polisler evlerimizi uzun namlulu silahlarla basmış, baskın sırasında ablamın bir aylık çocuğunu emzirmesine dahi izin vermemişler. Bir saat süren aramanın bitiminde yeğenim ağlamaktan çatlamak üzereymiş. Aynı şekilde babam, yapılan baskı yüzünden fenalaşarak baygınlık geçirmiş." (Muharrem Demirkıran/ETHA)
__________________
Sevda mavi'dir MAVİ UMUT Konu Şehir Gerillası tarafından (05-02-2010 Saat 10:09 PM ) değiştirilmiştir.. |
| Bu Mesajı için Şehir Gerillası Adlı Üyemize Teşekkür Edenler | ||
![]() |
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Sıfır bedenin ölümcül sonuçları | DEVRiMCi MiLiTaN | Fotoğraflar ve Afişler | 0 | 10-02-2008 03:47 PM |
| Sıfır Direnç | DiReNiŞŞ13 | Fizik | 0 | 08-10-2008 08:03 PM |
| Ülkücüler Afyon'da 2 Kürt öğrenciye 5 saat işkence yaptı | apollo06 | Kürt Sorunu | 2 | 01-19-2008 02:57 AM |
| Hiç Hayallerinizden Sıfır Aldınız mı?? | ℓαмαѕѕυ | Öykü Köşesi | 0 | 10-03-2007 03:16 PM |
| OKS'de 27 bin kişi sıfır çekti | _HeWaL_ | Eğitim Dünyasından Haberler | 0 | 07-09-2007 02:51 PM |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|